|
|
| |
| |
| |
| |
 5,5 Kb / 1 sayfa
 12,0 Kb / 1 sayfa
 10,8 Kb / 7 sayfa
 7,4 Kb / 3 sayfa
 4,9 Kb / 2 sayfa
 2,3 Kb / 1 sayfa
 98,0 Kb / 85 sayfa
yaslı. bizimle ilgisi ne? görüyor musun açıkça? empedokles. söyle bana, sen her nesneyi gören! yaslı. bizi sessiz bırak oğul, öğrenmeye bak. empedokles. sen öğrettin bana, bugün de benden öğren. yaslı. bana her nesneyi söylemedin mi? empedokles. hayır! yaslı. simdi nereye? empedokles. simdilik gitmiyorum, ey koca adam! bu yeşil, iyi yeryüzünden sevinç duymadan geçemez gözlerim, teşekkürler ederim geçen zamana, gençliğimin gönüldeşlerine, bana kaçıp sığınan kardeşin, uzakta hellas'ın mutlu kentlerindeki tanışlarına, böyle olmalıydı, bırak beni artık, gün batanda görürsün beni gene...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 28,5 Kb / 2 sayfa
münafık kelime anlamı itibariyle “iki yüzlü, fitnekar, yalan söyleyen, hiyanet eden, görünüşte müslüman olup hakikatte kafir ve düşman olan kimselerdir.” münafıklar oldukları gibi görünmezler ve göründükleri gibi olmazlar.onlara güvenilmez, sözlerine itaat edilmez.iman etmiş olsalarda samimi degillerdir.dost görünüp düşmanlık ederler.müslüman görünüp küfrü tercih ederler.saf ve temiz görünüp fitne ve fesat çarklarını döndürürler.insanları birbirine düşürmekten zevk alırlar.azgınlaşan nefisleri elinde bir kukla gibidirler. cenab-ı hak, kur’an-ı kerim’de münafıkların vasıflarını şöyle beyan ediyor:”münafıklar sana geldikleri zaman şehadet ederiz ki sen muhakkak ve mutlak allah’ın peygamberisin dediler.allah da bilirki sen elbette ve elbette o’nun peygamberisin.fakat allah o münafıkların hiç şüphesizyalancılar olduğunu da biliyor.” “onlar yeminlerini bir kalkan edindiler ve allah’ın yolundan saptılar.hakikat, onların yaptıkları şeyler ne kötüdür.”
Ödevi indir - Benzer ödevler
 58,8 Kb / 8 sayfa
bilge kağan anıtı: türk halk kitlesi şöyle demiş, kül tigin anıtı: türk milleti, doymazsın sen, tonyukuk anıtı: türk milletinin demir kapıya, tinsi oğlu, tinsi oğlu denilen dağa ...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 26,5 Kb / 1 sayfa
1902 yılında istanbul'da dünyaya gelen afife jale, dr. sait paşa'nın torunudur. tiyatro sevgisiyle 1918'de, türk ve müslüman kadınlarının sahneye çıkmaları yasak olan bir dönemde darülbedai'ye (sehir tiyatroları) alınmak üzere açılan sınava girer. prof. metin and, türk tiyatrosu tarihi kitabında o dönemi "1920 yılında darülbedayi, hüseyin suat'ın "yamalar" adlı oyununu kadıköy'deki apollon tiyatrosu'nda (şimdiki reks sineması) sahneye koyuyordu. bu oyunda emel adlı kızı oynayan eliza benemenciyan topluluktan ayrılıp yurt dışına gittiği için bu rolü yüklenecek bir bayan aranıyordu. bu rol için seçilen afife, "jale" takma ismiyle kadıköy'de apollon tiyatrosu'nda sahneye çıkar. o tarihi geceyi, altı yıl sonra refik ahmet sevengil'e anlatırken "hayatımda mesut olduğum ilk gece..." diyordu; "sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. opiyekte güzel bir sen (scene:sahne) vardır; ağlama sahnesi...orada taşkın bir saadetle ağladım. sahiden ağladın...alkış,alkış, alkış...perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. muharrir hüseyin suat bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: "bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin." dedi.
Ödevi indir - Benzer ödevler
sen ile ilgili arama kombinasyonları
| |
|
| |