|
Hoşgeldiniz, henüz üye olmamışsınız. Tıklayın, üye olun
.
| |
|
| |
| |
| |
| |
 10,4 Kb / 3 sayfa
 78,5 Kb / 9 sayfa
5. eger bir yargiç bir davaya bakar ve bir karara varirsa verdigi hükmü yazili olarak takdim eder; daha sonra verdigi kararda bir hata ortaya çikarsa ve bu kendi hatasindan kaynaklanirsa o zaman davada onun tarafindan kararlastirilan para cezasinin on iki katini öder ve halka ilan edilerek yargiçlik makamindan el çektirilir ve bir daha asla yargiçlik icra etmek için oraya oturamaz. 12. eger tanik bulunamiyorsa yargiç azami sekiz ay olmak üzere bir süre tanir. sekiz aylik süre içinde tanik ortaya çikmamissa suçludur ve henüz karara baglanmamis davadaki para cezasini üstlenir. 17. eger bir kisi açik alanda kadin ya da erkek bir kaçak köle bulursa ve onu efendisine getirirse kölenin sahibi ona iki sikel gümüs ödeyecektir. 18. eger köle efendisinin adini söylemezse onu bulan kisi saraya getirecektir; daha fazla arastirma yapildiktan sonra efendisine geri götürülecektir. 30. eger bir kabile reisi ya da bir adam evini, bahçesini ya da arazisini terk eder ve ücret karsiligi kiraya verirse ve baska biri onun evinin, bahçesinin ve arazisinin zilyedi olursa ve onlari üç yil süresince kullanirsa onlarin ilk sahibinin geri dönüp evini, bahçesini ve arazisini geri istemesi halinde ona geri verilmez ve onlarin zilyedi olan ve kullanan kisi onlari kullanmaya devam eder. 31. eger onlari bir yilligina kiralar ve bir yil sonra geri dönerse evi, bahçesi ve arazisi ona geri verilecek ve onlara tekrar sahip olacaktir. 32. eger bir kabile reisi ya da bir adam savasta ele geçirilir ve bir tüccar onlarin özgürlügünü satin alirsa ve onlari saraya geri getirirse kendi evinde özgürlügünü satin almaya yetecek araçlarinin olmasi halinde kendisinin özgürlügünü satin alir; evinde kendi özgürlügünü satin almaya yetecek hiçbir sey yoksa kendi toplulugunun mabedi tarafindan özgürlügü satin alinir; onun özgürlügünü satin almak için tapinakta bir sey yoksa mahkeme onun özgürlügünü satin alir. arazisi, bahçesi ve evi özgürlügünü satin almak için verilemez. 35. her hangi bir kisi kralin kabile reislerine hediye ettigi sigiri ya da koyunu satin alirsa parasini kaybeder. 36. bir kabile reisinin, bir adamin ya da bir tebaanin kiraladigi arazisi, bahçesi ve evi satilamaz. 37. her hangi bir kimse bir kabile reisinin, bir adamin ya da bir tebaanin kiradaki arazisini, bahçesini ya da evini satin alirsa onun satis sözlesmesi tableti kirilir (geçersiz ilan edilir) ve parasi yanar. arazi, bahçe ve ev sahibine geri verilir.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 612,5 Kb / 84 sayfa
çağımızın en etkili ve dinamik sanatı sayılan karikatürün vuruculuğu tartışılmaz. bu yüzden onun kullanım amaçları çeşitlilik gösterir. politikada etkin bir silah, pazarlamada satış aracı, halka ilişkilerde tanıtım etkeni ve en önemlisi etkili bir eğitim aracı. gülünç, çarpıtma ve abartmalardan yola çıkıp, insanın evrensel çelişki ve çatışmalarına yönelen “çizgili mizah”, ülkemizde aranan, sevilen hatta bağımlılık yaratan bir başyazı türü oldu. onun için gazetemizde baş, orta ve arka sayfalarda yörüngesinden çıkmış nerden gelip nereye gideceğini bilemeyen dünya da, kimliğini sorgulayan insanoğlunun serüvenini bir yerinden yakalayıp sergileyen, özgün çizgiye ve onun özgür biçimini arıyoruz. her yerde karikatür olur ama, türk karikatür’nün farklı bir yeri vardır. rönesans’tan bu yana yirmi kuşakta yaşanan evre ve devrimlerin tümünü beş kuşakta yaşadık. tanzimat’ın kadınlar ve diyojen dergilerinde çizerleri tanımadık. osmanlı’dan cumhuriyet’e geçişi cem sağladı. sonra günlük/güncel fıkraları resimleyen ressamlar kuşağı geldi. son elli yılda, komik yada güldüren çizgiden “çizgili mizaha” yönelen ve gençleri yönelten öncü ustalar yetişti...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 40,5 Kb / 3 sayfa
empatinin tanımı ve tarihçesi
empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kuramsal öğe bulunmaktadır ve belki de bu yüzden sözkonusu tanıma ulaşılması oldukça zaman almıştır. günümüzde "empati" denildiğinde akla carl rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelir. psikoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş rogers' ın adı ile empati kavramı adeta özdeş hale gelmiştir. bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine "empati" adı verilir. yukarıdaki empati tanımı üç temel öğeden oluşmaktadır. bir insanın karşısındaki bir kişi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu öğeleri şöyle sıralayabiliriz ...
bir halk masalında empati empatinin sempatiden farklılığı empati kurma ve yardım etme davranışı
Ödevi indir - Benzer ödevler
 366,2 Kb / 123 sayfa
david eddings - belgariad 1,
dünya yeniyken, yedi tanrı uyum içinde yaşıyorlardı ve tüm insan kavimleri tek bir halktılar. tanrıların en genci olan belar, alornlar tarafından pek seviliyordu. onlann arasında yaşıyor, onları el üstünde tutuyordu; alornlar da onun gözetimi altında serpilip çoğalıyorlardı. diğer tanrıların da etraflarına halklar toplanmıştı, her tanrı kendi halkını gözetiyordu. ama belar'ın en büyük kardeşi aldur, hiçbir halkın tanrısı değildi, insanlardan ve tanrılardan ayrı yaşıyordu; ama bir gün başıboş bir çocuk gelip buldu onu. aldur bu çocuğu müridi olarak kabul etti ve adını belgarath koydu. belgarath irade ve söz'ün gücünü öğrendi ve büyücü oldu. sonraki yıllarda başkaları da yalnız tanrıyı arayıp buldular. onun dizleri dibinde toplaşıp bir kardeşlik oluşturdular ve zaman onlara dokunmadı. bir gün, aldur bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve yaşayan bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. insanların aldur taşı dedikleri bu canlı mücevherin gücü çok büyüktü ve aldur onunla mucizeler yarattı. tanrılar arasında en güzeli torak'tı; onun halkına angaraklar deniyordu. ona efendilerin efendisi diyerek kurbanlar adıyorlardı ve torak sunaklarda yanan kurbanların kokusunu ve övgü sözlerini hoş karşılıyordu. ancak aldur taşı'nın varlığını öğrendiği günden sonra torak huzur nedir bilmedi. en sonunda, iki yüzlü bir tavırla aldur'un yanına gitti, "biraderim," dedi, "refakatimizden ve muhabbetimizden kendini hariç tutman münasip değil. aklını başından alıp seni baştan çıkaran bu mücevheri terk et, aramıza dön." aldur kardeşinin ruhuna baktı ve onu azarladı: "niçin efendilik ve... ..... fantazi yolculuktur: frodo ile birlikte, orta dünyada j. r. r. tolkien yüzüklerin efendisi üç cilt yüzük kardesliği iki kule kralın dönüsü ingilizce'den çeviren. çiğdem erkal ipek ........
Ödevi indir - Benzer ödevler
 684,5 Kb / 79 sayfa
sevgi evde başlar ya da başlamalıdır. benim için bu, beni elli yıldan fazladır seven sam ve grace, babam ve annem demektir. onlar olmasaydı, sevgiyi yazmak yerine hâlâ arıyor olurdum. ev, aynı zamanda, otuz yıldan fazladır evli bulunduğum karolyn demektir. eğer bütün kadınlar onun gibi sevseydi, daha az erkek parmaklıkların arkasından bakıyor olurdu. shelley ve derek, yeni dünyaları keşfetmek için yuvadan uçtular. fakat onların sevgilerinin sıcaklığında kendimi güvende hissediyorum. mutluyum ve minnettarım. sevgi kavramlarını etkileyen çok sayıda profesyonele kendimi borçlu hissediyorum. psikiyatrisi ross campbell, judson swihart ve scott peck bunların arasındadır. editörlük konusundaki yardımları için debbie barr ve cathy peterson'a çok şey borçluyum. tricia kube ve don schmidt'in teknik deneyimi kitabın zamanında yayınlanmasını mümkün kıldı. en son ve en önemli olarak da, geçen yirmi yıl boyunca benimle yaşamlarının gizli yanlarını paylaşan yüzlerce çifte minnettarlığımı belirtmek isterim. bu kitap onların dürüstlüklerine bir övgüdür.
nikahtan sonra sevgiye ne olur? buffalo ve dallas arasında, 30.000 feet'de dergisini koltuk cebine koydu, bana doğru döndü ve "ne iş yapıyorsunuz?" diye sordu. "evlilik danışmanlığı yapıyorum ve evliliği zenginleştirme seminerleri yönetiyorum," dedim, doğal bir şekilde. "uzun bir süredir bu soruyu birisine sormak istiyordum," dedi. "evlendikten sonra sevgiye ne oluyor?" biraz şekerleme yapma konusundaki umutlarımı terk ederek sordum, "ne demek istiyorsunuz?" "şey," dedi, "üç kez evlendim. her defasında, evlenmeden önce harikaydı. fakat, her nasılsa, nikahtan sonra her şey bozuldu. benim, onun için beslediğimi sandığım bütün aşk ve onun benim için beslediğini düşündüğü bütün aşk buhar oldu. ben oldukça zeki bir insanımdır. başarılı bir iş yönetiyorum. fakat bunu anlamıyorum." "ne kadar evli kaldınız?" diye sordum. "ilki on yıl kadar sürdü. ikincisinde üç yıl evli kaldık ve üçüncüsünde neredeyse altı yıl." "aşkınız nikâhtan sonra hemen mi kayboldu, yoksa bu yavaş yavaş olan bir şey miydi?" diye sordum. "şey, ikincisi en başından kötü gitti. ne olduğunu bilmiyorum. gerçekten birbirimizi sevdiğimizi düşünüyordum. fakat balayı bir felaketti ve asla düzelmedik. yalnızca altı ay flört etmiştik. baş döndürücü bir aşktı. gerçekten heyecan vericiydi! fakat evlendikten sonra, başından itibaren bir savaştı." "ilk evliliğimde, bebek doğmadan önce, üç veya dört güzel yıl geçirdik. bebek doğduktan sonra, karım bütün dikkatini bebeğe veriyormuş ve ben artık umurunda değilmişim gibi hissettim. sanki yaşamdaki tek gayesi bir bebek sahibi olmaktı ve bebek olunca artık bana ihtiyacı kalmadı." "bunu ona söyledin mi?" diye sordum. "oh, evet, söyledim. çılgın olduğumu söyledi. yirmi dört saat bakıcılık yapmanın yarattığı stresi anlamadığımı söyledi. daha anlayışlı olmam ve ona daha fazla yardım etmem gerektiğini söyledi. gerçekten denedim, fakat bana bir fark yaratıyormuş gibi gelmedi. böylece, giderek birbirimizden uzaklaştık. bir süre sonra, aramızda hiç sevgi kalmamıştı, yalnızca soğukluk. her ikimiz evliliğin bittiği konusunda hemfikir olduk, "son evliliğim? gerçekten bu defa farklı olacağını düşünmüştüm. üç yıl önce boşanmıştım. iki yıldır flört ediyorduk. gerçekten ne yaptığımızı bildiğimizi düşünüyordum ve belki de ilk kez birisini sevmenin ne demek olduğunu hakikaten anladığımı sanıyordum. samimi olarak onun da beni sevdiğini hissediyordum." "düğünden sonra değiştiğimi sanmıyorum. tıpkı evlenmeden önce olduğu gibi, ona olan aşkımı ifade etmeye devam ettim. ona, ne kadar güzel olduğunu söylüyordum. onu ne kadar sevdiğimi, onun kocası olmaktan ne kadar gurur duyduğumu anlatıyordum. fakat evlendikten birkaç ay sonra, ilk önce, çöpü dışarı çıkarmamam ve elbiselerimi asmamam gibi ufak şeyler hakkında şikayet etmeye başladı. daha sonra, kişiliğime saldırmaya başladı. beni ona sadık olmamakla suçluyor, bana güvenemeyeceğini hissettiğini söylüyordu. tamamıyla olumsuz bir insan haline geldi. evlenmeden önce, asla olumsuz değildi. tanıdığım en olumlu insanlardan birisiydi. bu, ondaki beni çeken şeylerden birisiydi. hiçbir şey hakkında asla şikayet etmezdi. yaptığım her şey harikaydı. fakat ne zaman ki evlendik, sanki artık hiçbir şeyi doğru yapamaz olmuştum. gerçekten ne olduğunu bilmiyorum. sonunda, ona olan sevgimi yitirdim ve ona içerlemeye başladım. o ise açıkça benim için hiç sevgi taşımıyordu. artık birlikte yaşamamızın hiçbir anlamı olmadığı konusunda anlaştık ve böylece ayrıldık. "bu bir yıl önceydi. bu yüzden benim sorum şu: nikâhtan sonra aşka ne oluyor? benim deneyimim sıkça rastlanan türden midir? ülkemizde bu yüzden mi bu kadar çok boşanma var? bunun bana üç kez olduğuna inanamıyorum. peki ya boşanmayan insanlar? onlar bu boşluk içinde yaşamayı mı öğreniyorlar, yoksa aşk, bazı evliliklerde canlı mı kalıyor? eğer öyleyse, nasıl?" yol arkadaşımın sorduğu sorular, bugün binlerce evlenmiş ve boşanmış insanın sorduğu sorulardır. bazıları arkadaşlarına, bazıları danışmanlara ve din adamlarına, ve bazıları da kendilerine soruyor. bazen yanıtlar, neredeyse anlaşılmaz olan psikolojik araştırma kalıpları ile ifade ediliyor. bazen mizah ve halk kültürü ile anlatılıyor. fıkraların ve özdeyişlerin çoğu biraz gerçeklik taşır, ama bunlar kanserli bir kişiye aspirin sunmak gibi bir şeydir. evlilikte romantik aşk için duyulan arzu, psikolojik yapımızda derin bir şekilde kök salmıştır. hemen hemen her popüler derginin her sayısında, evlilikte aşkı canlı tutmak üzerine bir yazı vardır. bu konuda kitaplar boldur. televizyon ve radyodaki talk-show'lar da bununla ilgilenirler. evliliklerimizde aşkı canlı tutmak ciddi bir iştir. bütün mevcut olan kitaplara, dergilere ve uygulamalı yardımlara rağmen, neden bu kadar az sayıda çift, nikâhtan sonra da aşkı canlı tutmanın sırrını bulmuş gibi görünüyor? neden bir çift, bir iletişim çalışmasına katılıp, iletişimin nasıl artıracakları konusunda harika fikirleri dinliyor, eve dönüyor ve kendilerinin, orada sergilenen iletişim kalıplarını uygulamaktan bütünüyle aciz olduklarını görebiliyorlar? nasıl oluyor da, bir dergide "eşinize aşkınızı ifade etmenin 101 yolu" diye bir yazı okuyor, bize özellikle iyi görünen bir iki yol seçiyor, bunları deniyoruz. eşimiz çaba sarf ettiğimizi fark etmiyor bile. biz de geri kalan 98 yoldan vazgeçip, her zamanki gibi yaşamaya devam ediyoruz. eğer sevgimizi etkili bir şekilde belirtmek istiyorsak, eşimizin birincil sevgi dilini öğrenmeyi arzu etmeliyiz. bu soruların yanıtı, bu kitabın amacıdır. bu, halihazırda yayınlanmış kitaplar ve yazılar faydalı değil anlamına gelmez. sorun, bir temel gerçeği gözden kaçırmış olmamızdır: insanlar farklı sevgi dilleri konuşurlar.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 62,5 Kb / 15 sayfa
kaynaklarin, âdil, akil, heybetli, cesaretli, idrak sahibi, iyi giyimli, kadirsinas, âlimlerin dostu, sairlerin hâmisi, hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi fâtih sultan mehemmed han, tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. bu bakimdan onun, sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. çünkü o, beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti. onun, manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi, gerek sahsi, gerek osmanli devleti için çok verimli ve faydali olmustu. zira, 5 yil süren bu dönemde o, sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu.
bu bes senelik müddet zarfinda o, bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis, felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. döneminin önemli iki dili olan arapça ve farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. bu meyanda...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 25,3 Kb / 16 sayfa
maddi dünyanın yoğun baskısı denge arayışı halindeki insanın çaresizliğini ve uğraşısını farklı zeminlerde açığa çıkartır.insan maddi çatışmalardan ve çelişkilerden kaçarken varlığının kurtuluşunu maddi olmayan bir seviyede bulabilir.bu son derece zor bir aşamadır ve kişinin kendini aşmasını gerektirir.dinginlik ve mutlak varoluş buradadır.zaten o hep göz önündedir ama onu görmek gönül işidir. günü yakalamak ve ötesine geçmek bir eylem halidir.onun gerekli şartları ruhun derinliklerinde yatmaktadır.önemli olan onun farkına varabilmektir.bunu yapabilmek için önce insan kendini fark etmelidir.varlığını sevebilmek,onu sevgi denizine doğru sürükleyebilmek kolay değildir.başarmak, varlığını başkalarıyla paylaşmak, benliğin ortak bir potada erimesidir.ruhun sevgi aracılığıyla mutlağa,bir’liğe ulaşmaya çabalaması, var olmanın en büyük kaygısının sonucudur.sevgiyi ruhunda barındırmak ve tüm insanlarla paylaşarak bir’e yaklaşmak bir insanın ulaşabileceği en üst mertebedir. yunus emre,kendi zamanından başlayarak,sevgi dünyasından tüm insanlığa ışıklar saçarak maddi dünyanın içinde eriyip kendine yabancılaşan gönüllere yol gösterici olmuştur.insanın körelmiş benliğini açığa çıkartmış,kaybolmuşluğun denizinde onlara nefes vermiştir.günümüzde bu nefesin sıcaklığına o kadar çok ihtiyaç var ki...onu yaşamak onu duymak ve onu benliğimizin derinliklerinde yaşatmak,arayış içindeki insanlığın en güzel ve anlamlı uğraşısı olabilir.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 40,5 Kb / 2 sayfa
muhtar cem karaca 5 nisan 1945'de istanbul'da dünyaya geldi. tiyatrocu bir ailenin tek çocuğuydu ve sanatçı bir ailenin çocuğu olmak onun sanatla içiçe büyümesini sağladı. ortaöğretimini robert koleji'nde yapan cem karaca'nın müzikle tanışması oldukça ilginçtir. ergenlik çağındayken hoşlandığı kızı etkilemek amacıyla şarkı söylemeye başlamış ve bu başlangıcın arkasından devam eden olaylar sonucu kendisini müzik piyasasının içinde bulmuştur.cem karaca'nın sesinin keşfedilmesi ise annesi toto karaca tarafından olmuştur. ilk dönemlerde jaguarlar, dinamitler gibi gruplarla amatörce çalışmalar yapan cem karaca bu dönemlerde henüz anadolu müziğiyle tanışmamış batının rock'n'roll müziğine gönül vermiş bir şekilde o dönemin popüler parçalarını söylemekteydi. o dönemlerde cem karaca'nın en büyük destekçilerinden biri de ilham gencer'di ve onun orkestrasında müzikal deneyimini o dönemlerde oldukça ilerletmişti. bu dönemlerde müziğin...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 10,3 Kb / 3 sayfa
kitabın özeti : ruth cole gelecekte tanınmış bir yazar olacaktır. ruth’un yaşadıkları onun gelecekteki hayatını ve iş yaşamını derinden etkileyecektir. özellikle çocukluk yılları onun yazar olmasında belki de en etkili faktör olmuştur. ruth cole, ted cole ile marion cole’nin üçüncü ancak hayattaki tek çocuklarıdır. ted ile mario’nun evlilikleri çok iyi gitmektedir ta ki çocukları thon ve kardeşi timothun trafik kazasında hayatlarını kaybetmelerine kadar. exeter koleji’nin başarılı iki öğrencisi olan thomas ve tımothy’nin ölümü ailede tamiri mümkün olmayan sarsıntılara yol açar. ailedeki bu sarsıntıdan daha dört yaşındaki ruth çok etkilenecektir. özelliklede thomas ve timuthy’nin babalarıyla tartıştık dan sonra sinirlenerek evden ayrılıp kaza yapmaları üzüntüleri daha da artırmaktadır.
Ödevi indir - Benzer ödevler
onun ile ilgili arama kombinasyonları
| |
|
| |
Bu site iyibiri tarafından yapılmıştır.
|
| | |