|
Hoşgeldiniz, henüz üye olmamışsınız. Tıklayın, üye olun
.
| |
|
| |
| |
| |
| |
 53,0 Kb / 3 sayfa
türkiye’de medya sektöründeki yoğunlaşma, 1990’lılardan itibaren büyük bir ivme kazanmış, gazeteci ailelerin kontrolünün söz konusu olduğu geleneksel medya sahipliği, yerini medya dışı sektördeki büyük sermaye gruplarının egemen olduğu “yeni medya sahipliğine” bırakmıştır. (medya politikaları dergisi : ????) ve bu sektörde hızlı bir yoğunlaşma(*) yaşanmaya başlamıştır. (* piyasada yoğunlaşma oranı endüstrideki bir yada birkaç firmanın piyasanın yüzde kaçını kontrol altında tuttuklarını gösteren bir orandır. bunun için bir endüstri kolunda belirli sayıdaki en büyük iki, dört, sekiz firma ele alınır. bu firmalar endüstrideki toplam üretim miktarı içindeki piyasa payları toplamı hesaplanarak piyasayı ne ölçüde kontrol edebildikleri saptanmaya çalışılır. diğer bir ifadeyle yoğunlaşma oranı, endüstrideki en büyük birkaç firmanın toplam üretim hacmi içindeki paylarını göstermektedir. (söylemez alev medya ekonomisi ve türkiye örneği 1998 ankara s:92) tüm dünyada hızla yayılmaya başlayan ve neo-liberal söylem, 1980’li yıllarda da türkiye’de de etkili olmaya başladı. bu söylem, tüm sektörlerde etkin olmaya başladı. bu söylem, tüm sektörlerde etkin olduğu gibi, medya sektöründe de yeni oluşumlara ve değişime de olanak sağlıyordu.
medyanın ekonomisi politiği tartışılırken, öncelikle üzerinde durulması gerekn kurumsal yaklaşım mülkiyet ilişkilerinin düzenleyici ve merkezi kurumu olarak da görülen “devlet” kavramıdır. bu kavram gerek liberal gerekse marksist yaklaşımlar içerisinde çok farklı biçimlerde ele alınmıstır. fakat daha çok marksist kumanda yer aln devlet ve sınıflar arasındaki ilişkiler yapılsal çözumlemelesinde yola cıkılarak incelenmistir. markx’ın cozullenmesinde devlet,yanlızca ekonomik alanı degil,butun bir toplıumsal formasyonu “duzenleyen”temel organlardan biri olarak temellendirilmektedir.(medya politikalar:149 s.) devletin duzenleyici durumunda hareketle,iletişim alanın ekonomi politigi için odak soru,”kulturel uretim ve dagıytım uzerinde kontrol uygulayan gücler satılımdaki degişimdeki komutsal anlanı nasıl sınırlandırdıgını yada ozgurlestirdigini”bu soru pratikle dikkati iki anahtar konuya yoneltir 1-butur kurumların mulkiyet yapısı ve kontrol acısından modelin sonucları. 2-devlet duzenlemesi ile iletişim kurumları arasındandaki ilişkinin maliyeti.
çukurova grubu (memet emın karamehmet) medi grup (dinç bilgin) uzan grubu(cem uzan) doğuş grubu (ayhan şahenk) ihlas holding(enver ören)
Ödevi indir - Benzer ödevler
 72,0 Kb / 5 sayfa
medya insanları özgürleştiremez, ancak özgürleşim tarifleri yapılmasına yardımcı olabilir.
yerel medyanın imkanları, eşitsizlikçi ve güçlünün özgürlüğünden yana pazar ilişkilerinde sadece ayakta durmayı başarmakla sınırlı değildir, taraf tutmayı gerektirir.
------ bia (istanbul) - ı. globalleşme yaklaşımları globalleşme kavramı, günümüz dünyasında olup bitenleri açıklama iddiası taşıyan popüler kavramlardan birisi haline gelmiştir. ancak kavramın ifade ettikleri konusunda bir uzlaşma bulunmamaktadır. globalleşme kavramı etrafında götürülen tartışmaların, genel olarak birbirine zıt iki yaklaşım etrafında toplandığı görülmektedir. birinci yaklaşım, globalleşmeyi liberalizmin "zaferini" ifade eden bir "mutlu son" olarak gören yaklaşımdır. bu yaklaşım, kapitalizmin gelişim süreci içerisinde varılan ve günümüzde batılı ülkelerinin temsil ettiği noktanın, insanlığın erişebileceği en üst siyasal/ekonomik aşama olduğunu varsaymaktadır. bu varsayımın arkasında yatan iddia, "dünyanın geri kalan kısımlarının insanlığın ulaştığı bütün olumlu şeyleri temsil eden batı gibi olmak yolunda, kaçınılmaz olarak evrileceği/evrilmesi gerektiği" biçimindeki, bizim gibi ülke insanlarına çok tanıdık gelen bir iddiadır. globalleşme böylelikle, üçüncü dünya için tek "doğru" ve "kaçınılmaz" yol olarak görülen batılılaşma ve modernleşme sürecinin bir başka adı olmaktadır.
ikinci yaklaşım bunun tam karşısında yer almaktadır ve globalleşmenin; emperyalizmin günümüzde almış olduğu yeni biçime işaret ettiğini, batı'nın/kapitalizmin çıkarları doğrultusundaki bir ekonomik, kültürel/siyasal tektipleş(tir)menin adı olduğunu iddia etmektedir. bu anlamdaki globalleşmeyi, en iyi "hür dünyanın" fast food zincirini oluşturan "mcdonald"ların küresel olarak yaygınlaşmasımının temsil ettiği ifade edilmekte ve globalleşme, bir bakıma küresel "mcdonaldlaşma" sayılmaktadır. ayrıca, kavramın kullanımının emperyalizmin yeni-görüntüsünü meşrulaştıran ideolojik bir işlev gördüğü...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 15,1 Kb / 5 sayfa
 23,5 Kb / 4 sayfa
 20,3 Kb / 3 sayfa
 18,3 Kb / 14 sayfa
 9,0 Kb / 6 sayfa
 20,3 Kb / 3 sayfa
 10,3 Kb / 5 sayfa
 2,9 Kb / 1 sayfa
medya ile ilgili arama kombinasyonları
| |
|
| |
Bu site iyibiri tarafından yapılmıştır.
|
| | |