insan sevgi ile ilgili ödevler
daha çok sonuç için tıklayın
 25,3 Kb / 16 sayfa
maddi dünyanın yoğun baskısı denge arayışı halindeki insanın çaresizliğini ve uğraşısını farklı zeminlerde açığa çıkartır.insan maddi çatışmalardan ve çelişkilerden kaçarken varlığının kurtuluşunu maddi olmayan bir seviyede bulabilir.bu son derece zor bir aşamadır ve kişinin kendini aşmasını gerektirir.dinginlik ve mutlak varoluş buradadır.zaten o hep göz önündedir ama onu görmek gönül işidir. günü yakalamak ve ötesine geçmek bir eylem halidir.onun gerekli şartları ruhun derinliklerinde yatmaktadır.önemli olan onun farkına varabilmektir.bunu yapabilmek için önce insan kendini fark etmelidir.varlığını sevebilmek,onu sevgi denizine doğru sürükleyebilmek kolay değildir.başarmak, varlığını başkalarıyla paylaşmak, benliğin ortak bir potada erimesidir.ruhun sevgi aracılığıyla mutlağa,bir’liğe ulaşmaya çabalaması, var olmanın en büyük kaygısının sonucudur.sevgiyi ruhunda barındırmak ve tüm insanlarla paylaşarak bir’e yaklaşmak bir insanın ulaşabileceği en üst mertebedir. yunus emre,kendi zamanından başlayarak,sevgi dünyasından tüm insanlığa ışıklar saçarak maddi dünyanın içinde eriyip kendine yabancılaşan gönüllere yol gösterici olmuştur.insanın körelmiş benliğini açığa çıkartmış,kaybolmuşluğun denizinde onlara nefes vermiştir.günümüzde bu nefesin sıcaklığına o kadar çok ihtiyaç var ki...onu yaşamak onu duymak ve onu benliğimizin derinliklerinde yaşatmak,arayış içindeki insanlığın en güzel ve anlamlı uğraşısı olabilir.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 36,0 Kb / 3 sayfa
türk şiir ve düşünce tarihinin ilk ulu kişilerinden biri – belki de birincisi – olan yunus emre’nin sanatı, kendi çağında üç boyutuyla doruğa ulaşmış, sonraki yedi yüzyıl boyunca yine aynı üç boyutuyla dipdiri kalmıştır: 1. duru söyleyişlerden duygu coşkunluğuna kadar değişen bir lirzmle dile getirilmiş sevgi, inanç, kaygı şiirleri... 2. yaşayan türkçeyi, halkın öz dili olanca kıvraklığı, derinliği ve rengiyle kullanışı... 3. insanlık değerlerine inanan, yobazlığı kınayan, tanrı ve insan sevgisine dayanan hümanizması... bu üç boyut, duygu – dil – değer zenginliği olarak da tanımlanabilir. yunus emre’nin çağlar boyu büyüklüğü, kendisinin ve ulusal kültürünün düşünce ve değer niteliklerini bir bütün olarak alıp geliştirmesinden ve gerek şiirsel söyleyişte, gerek felsefede evrensel olmasından doğmuştur...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 36,0 Kb / 3 sayfa
türk şiir ve düşünce tarihinin ilk ulu kişilerinden biri – belki de birincisi – olan yunus emre’nin sanatı, kendi çağında üç boyutuyla doruğa ulaşmış, sonraki yedi yüzyıl boyunca yine aynı üç boyutuyla dipdiri kalmıştır: 1. duru söyleyişlerden duygu coşkunluğuna kadar değişen bir lirzmle dile getirilmiş sevgi, inanç, kaygı şiirleri... 2. yaşayan türkçeyi, halkın öz dili olanca kıvraklığı, derinliği ve rengiyle kullanışı... 3. insanlık değerlerine inanan, yobazlığı kınayan, tanrı ve insan sevgisine dayanan hümanizması... bu üç boyut, duygu – dil – değer zenginliği olarak da tanımlanabilir. yunus emre’nin çağlar boyu büyüklüğü, kendisinin ve ulusal kültürünün düşünce ve değer niteliklerini bir bütün olarak alıp geliştirmesinden ve gerek şiirsel söyleyişte, gerek felsefede evrensel olmasından doğmuştur. türk şiirinin uzun tarihi boyunca, halk şiirinde yunus çapında bir ozan yetişmiş değildir. tasavvuf şiirinde, yunus’tan ancak iki yüz elli yıl sonra fuzuli, hemen hemen beş yüzyıl sonra da şeyh galip, aynı doruğa varabilmiştir, ama yine de yunus – arapça ve farsça sözlere çok daha az yer verdiği ve tertemiz bir türkçe kullandığı için – bize fuzuli ve galip’ten daha özgüdür. hümanizma da ise yunus emre’nin çapında 19. yüzlılın sonlarında tevfik fikret’in açtığı çığırla ve 20. yüzyılda gelişen “insanlık anlayışı” ile varılabilmiştir. denilebilir ki, türk şiirinde en geniş ve en başarılı sentezi yunus emre yapmıştır. yunus’un sanatı, halk şiirinin niteliklerini ve temalarını bütünüyle kapsamış, türk tasavvufunun en özlü örneklerinden birçoğunu vermiş, anadolu türkçesine yeni...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 684,5 Kb / 79 sayfa
sevgi evde başlar ya da başlamalıdır. benim için bu, beni elli yıldan fazladır seven sam ve grace, babam ve annem demektir. onlar olmasaydı, sevgiyi yazmak yerine hâlâ arıyor olurdum. ev, aynı zamanda, otuz yıldan fazladır evli bulunduğum karolyn demektir. eğer bütün kadınlar onun gibi sevseydi, daha az erkek parmaklıkların arkasından bakıyor olurdu. shelley ve derek, yeni dünyaları keşfetmek için yuvadan uçtular. fakat onların sevgilerinin sıcaklığında kendimi güvende hissediyorum. mutluyum ve minnettarım. sevgi kavramlarını etkileyen çok sayıda profesyonele kendimi borçlu hissediyorum. psikiyatrisi ross campbell, judson swihart ve scott peck bunların arasındadır. editörlük konusundaki yardımları için debbie barr ve cathy peterson'a çok şey borçluyum. tricia kube ve don schmidt'in teknik deneyimi kitabın zamanında yayınlanmasını mümkün kıldı. en son ve en önemli olarak da, geçen yirmi yıl boyunca benimle yaşamlarının gizli yanlarını paylaşan yüzlerce çifte minnettarlığımı belirtmek isterim. bu kitap onların dürüstlüklerine bir övgüdür.
nikahtan sonra sevgiye ne olur? buffalo ve dallas arasında, 30.000 feet'de dergisini koltuk cebine koydu, bana doğru döndü ve "ne iş yapıyorsunuz?" diye sordu. "evlilik danışmanlığı yapıyorum ve evliliği zenginleştirme seminerleri yönetiyorum," dedim, doğal bir şekilde. "uzun bir süredir bu soruyu birisine sormak istiyordum," dedi. "evlendikten sonra sevgiye ne oluyor?" biraz şekerleme yapma konusundaki umutlarımı terk ederek sordum, "ne demek istiyorsunuz?" "şey," dedi, "üç kez evlendim. her defasında, evlenmeden önce harikaydı. fakat, her nasılsa, nikahtan sonra her şey bozuldu. benim, onun için beslediğimi sandığım bütün aşk ve onun benim için beslediğini düşündüğü bütün aşk buhar oldu. ben oldukça zeki bir insanımdır. başarılı bir iş yönetiyorum. fakat bunu anlamıyorum." "ne kadar evli kaldınız?" diye sordum. "ilki on yıl kadar sürdü. ikincisinde üç yıl evli kaldık ve üçüncüsünde neredeyse altı yıl." "aşkınız nikâhtan sonra hemen mi kayboldu, yoksa bu yavaş yavaş olan bir şey miydi?" diye sordum. "şey, ikincisi en başından kötü gitti. ne olduğunu bilmiyorum. gerçekten birbirimizi sevdiğimizi düşünüyordum. fakat balayı bir felaketti ve asla düzelmedik. yalnızca altı ay flört etmiştik. baş döndürücü bir aşktı. gerçekten heyecan vericiydi! fakat evlendikten sonra, başından itibaren bir savaştı." "ilk evliliğimde, bebek doğmadan önce, üç veya dört güzel yıl geçirdik. bebek doğduktan sonra, karım bütün dikkatini bebeğe veriyormuş ve ben artık umurunda değilmişim gibi hissettim. sanki yaşamdaki tek gayesi bir bebek sahibi olmaktı ve bebek olunca artık bana ihtiyacı kalmadı." "bunu ona söyledin mi?" diye sordum. "oh, evet, söyledim. çılgın olduğumu söyledi. yirmi dört saat bakıcılık yapmanın yarattığı stresi anlamadığımı söyledi. daha anlayışlı olmam ve ona daha fazla yardım etmem gerektiğini söyledi. gerçekten denedim, fakat bana bir fark yaratıyormuş gibi gelmedi. böylece, giderek birbirimizden uzaklaştık. bir süre sonra, aramızda hiç sevgi kalmamıştı, yalnızca soğukluk. her ikimiz evliliğin bittiği konusunda hemfikir olduk, "son evliliğim? gerçekten bu defa farklı olacağını düşünmüştüm. üç yıl önce boşanmıştım. iki yıldır flört ediyorduk. gerçekten ne yaptığımızı bildiğimizi düşünüyordum ve belki de ilk kez birisini sevmenin ne demek olduğunu hakikaten anladığımı sanıyordum. samimi olarak onun da beni sevdiğini hissediyordum." "düğünden sonra değiştiğimi sanmıyorum. tıpkı evlenmeden önce olduğu gibi, ona olan aşkımı ifade etmeye devam ettim. ona, ne kadar güzel olduğunu söylüyordum. onu ne kadar sevdiğimi, onun kocası olmaktan ne kadar gurur duyduğumu anlatıyordum. fakat evlendikten birkaç ay sonra, ilk önce, çöpü dışarı çıkarmamam ve elbiselerimi asmamam gibi ufak şeyler hakkında şikayet etmeye başladı. daha sonra, kişiliğime saldırmaya başladı. beni ona sadık olmamakla suçluyor, bana güvenemeyeceğini hissettiğini söylüyordu. tamamıyla olumsuz bir insan haline geldi. evlenmeden önce, asla olumsuz değildi. tanıdığım en olumlu insanlardan birisiydi. bu, ondaki beni çeken şeylerden birisiydi. hiçbir şey hakkında asla şikayet etmezdi. yaptığım her şey harikaydı. fakat ne zaman ki evlendik, sanki artık hiçbir şeyi doğru yapamaz olmuştum. gerçekten ne olduğunu bilmiyorum. sonunda, ona olan sevgimi yitirdim ve ona içerlemeye başladım. o ise açıkça benim için hiç sevgi taşımıyordu. artık birlikte yaşamamızın hiçbir anlamı olmadığı konusunda anlaştık ve böylece ayrıldık. "bu bir yıl önceydi. bu yüzden benim sorum şu: nikâhtan sonra aşka ne oluyor? benim deneyimim sıkça rastlanan türden midir? ülkemizde bu yüzden mi bu kadar çok boşanma var? bunun bana üç kez olduğuna inanamıyorum. peki ya boşanmayan insanlar? onlar bu boşluk içinde yaşamayı mı öğreniyorlar, yoksa aşk, bazı evliliklerde canlı mı kalıyor? eğer öyleyse, nasıl?" yol arkadaşımın sorduğu sorular, bugün binlerce evlenmiş ve boşanmış insanın sorduğu sorulardır. bazıları arkadaşlarına, bazıları danışmanlara ve din adamlarına, ve bazıları da kendilerine soruyor. bazen yanıtlar, neredeyse anlaşılmaz olan psikolojik araştırma kalıpları ile ifade ediliyor. bazen mizah ve halk kültürü ile anlatılıyor. fıkraların ve özdeyişlerin çoğu biraz gerçeklik taşır, ama bunlar kanserli bir kişiye aspirin sunmak gibi bir şeydir. evlilikte romantik aşk için duyulan arzu, psikolojik yapımızda derin bir şekilde kök salmıştır. hemen hemen her popüler derginin her sayısında, evlilikte aşkı canlı tutmak üzerine bir yazı vardır. bu konuda kitaplar boldur. televizyon ve radyodaki talk-show'lar da bununla ilgilenirler. evliliklerimizde aşkı canlı tutmak ciddi bir iştir. bütün mevcut olan kitaplara, dergilere ve uygulamalı yardımlara rağmen, neden bu kadar az sayıda çift, nikâhtan sonra da aşkı canlı tutmanın sırrını bulmuş gibi görünüyor? neden bir çift, bir iletişim çalışmasına katılıp, iletişimin nasıl artıracakları konusunda harika fikirleri dinliyor, eve dönüyor ve kendilerinin, orada sergilenen iletişim kalıplarını uygulamaktan bütünüyle aciz olduklarını görebiliyorlar? nasıl oluyor da, bir dergide "eşinize aşkınızı ifade etmenin 101 yolu" diye bir yazı okuyor, bize özellikle iyi görünen bir iki yol seçiyor, bunları deniyoruz. eşimiz çaba sarf ettiğimizi fark etmiyor bile. biz de geri kalan 98 yoldan vazgeçip, her zamanki gibi yaşamaya devam ediyoruz. eğer sevgimizi etkili bir şekilde belirtmek istiyorsak, eşimizin birincil sevgi dilini öğrenmeyi arzu etmeliyiz. bu soruların yanıtı, bu kitabın amacıdır. bu, halihazırda yayınlanmış kitaplar ve yazılar faydalı değil anlamına gelmez. sorun, bir temel gerçeği gözden kaçırmış olmamızdır: insanlar farklı sevgi dilleri konuşurlar.
Ödevi indir - Benzer ödevler
insan sevgi ile ilgili arama kombinasyonları
|