Hoşgeldiniz, henüz üye olmamışsınız. Tıklayın, üye olun
.
ÜYE GİRİŞİ
e-mail adresiniz:
şifreniz:
betimleme ile ilgili ödevler

daha çok sonuç için tıklayın

1. konumuz (estetik) çok geniş bir alandır ve gördüğüm kadarıyla tamamen yanlış anlaşılmaktadır. görüldüğü gibi 'güzel' kelimesinin kullanımı, başka kelimelere göre daha yanlış anlamaya yol açıyor. eğer kullanıldığı cümlenin dilsel yapısına bakılacak olursa 'güzel' (aynı zamanda iyi) bir sıfattır, bundan dolayı 'bunun belli bir niteliği var, güzel olmanın niteliği' deme eğilimi var.

2. felsefenin bir alanından diğerine geçiyoruz, bir kelime grubundan diğer kelime grubuna.

3. kelime öbeklerinin, yani kelime çeşitlerinin alınması bir felsefe kitabını tasnif etmenin en akıllıca yolu olabilirdi. ancak bunu yaparken kelime öbeklerini alışılagelmiş gramerin yaptığından daha fazla birbirinden ayırt etmek gerekir. 'görmek', 'hissetmek' vs. gibi kişisel deneyimleri anlatan fiiller hakkında saatlerce konuşulabilir. bütün bu kelimelerin beraberinde getirdiği karmaşanın ya da karmaşaların belli bir tarzı vardır*. daha sonra sayı sıfatları bölümüne geçtiğimizde yeni bir tür karmaşayla karşılaşırız; ardından 'bütün', 'herhangi bir şey', 'bazıları' gibi kelimelerin yer aldığı bir bölüme geçeriz ve bu gene birçok yeni karmaşanın görüleceği bir bölümdür; sonra 'sen', 'ben' gibi kelimelerin yer aldığı karmaşaların görüleceği yeni bir bölüme daha geçeriz. her defasında yeni karmaşalarla karşılaşırız ve dil bize her seferinde yeni oyunlar oynar.

*burada da benzerlikler bulabiliriz bu kelimelerde, her birinin beraberinde getirdiği, kendine özgü karmaşıklar vardır.

4. çoğu zaman dili, içinde çekiç, kalem keski, kibrit, çivi ve tutkal bulunan bir takım sandığına benzetebilirim. bu çeşitli aletlerin arasında büyük farklar olsa da bu nesneler oraya tesadüfen konulmuş olamaz; kullanıldıkları yerler farklı olsa bile aralarında bir 'aile benzerliği' vardır. oysa tutkal ve keski arasında oldukça büyük fark görülür. yeni bir alana yöneldiğimizde dilin bize oynadığı oyunlara sürekli şaşırırız.

5. bir kelimeyi tartışırken, daima onun bize hangi yollarla öğretildiğini sorarız. bu bir anlamda birçok karmaşık düşünceyi yok eder, diğer yandan ilkel bir dil elde etmiş oluruz. gerçi bu yirmi yaşında birinin kullandığı bir dil olmasa da oynanmak istenen kelime oyunlarına kabaca yaklaşırız. örneğin 'bunun veya şunun rüyasını gördüm' demeyi nasıl öğrendik? ilginç olan bunu bize bir rüya gösterildiği için öğrenmiş olmadığımızdır. bir çocuğun 'güzel', 'iyi' gibi ifadeleri nasıl öğrendiğini düşünürsek, onun bu ifadeleri bir tür ünlem gibi öğrendiğini keşfederiz. ( ayrıca 'güzel' hakkında her zaman konuşulur, çünkü pratikte çok az karşılaşırız.) genelde bir çocuk 'güzel' gibi kelimeyi yiyeceklerle bağdaştırır. bu kelimeleri ona öğretirken abartılı el hareketleri ve yüz ifadeleri çok büyük önem taşır. kelime bir yüz ifadesi veya el hareketi yerine kullanılır. burada el hareketleri, ses tonu vs. takdir ifadeleridir. kelimeyi bir takdir ifadesi yapan şey nedir?* bu, kelimenin ifade tarzı değil ama ortaya konulduğu oyundur.

çağımızın filozofları -moore dahil- dili incelerken yaptıkları en büyük hata, kelimelerden oluşan biçimleri ele alırken bu biçimlerin nasıl kullanıldığına dikkat etmedikleridir. konuşmak, yazı yazmak, otobüs kullanmak, birine rastlandığı zaman selamlaşmak vs. gibi faaliyetlerden oluşan büyük bir grubun parçası olmak dilin kendine has özelliğidir.** çoğu zaman özne yüklem cümlelerinde geçen ve bir özelliği olmayan, ancak kullanış nedenlerinden dolayı -estetik ifadenin yer aldığı fevkalade karmaşık durumlarda- göze çarpmayan nerdeyse göz ardı edilen bir biçimde 'iyi' veya 'kötü' gibi kelimelere odaklanmıyoruz.

Ödevi indir - Benzer ödevler


betimleme ile ilgili arama kombinasyonları
web tasarım web yazılım