Hoşgeldiniz, henüz üye olmamışsınız. Tıklayın, üye olun
.
ÜYE GİRİŞİ
e-mail adresiniz:
şifreniz:
Kitap ve Roman ödevleri : Sayfa 3
 149,3 Kb / 134 sayfa

1934 yılı eylül sonlarının berrak bir gecesiydi.

kuvvetli ayın altında bembeyaz pamuk tarlaları göz alabildiğine uzanıyor, köyleri şehre bağlıyan tozlu yollarda kütlü denilen, tohumlu pamuk hararları yüklü doçlar,
şevroleler, fordlar, yağsız tekerleklerinin gıcırtısı aydınlık
geceyi dolduran öküz, camız arabaları, inegöl çift atlıları,
yüklü deve dizileri şehre akıyordu.

deveci çopur halil, dokuz deveyi çekmekte olan eşeğinden yere atladı, kara donunun cebinden serkdoryan
cıgara paketini çıkardı, bir cıgara yaktıktan sonra çöpü baş ve şahadet parmaklariyle kırıp fırlattı.

testekerlek ay ta yukardaydı.

yoı boyunca uzanan meşeliğin hemen gerisinde tok bir çakal, hazdan gerilmiş sırtıyla yumuşak toprakta debelenmekte, arada şehvete gelerek, ince ve bembeyaz dişleriyle ava doğru pavlamaktaydı.

çakal tekrar pavlayınca, uzaklarda bir köpek gürler gibi sesiyle havlamağa başladı. bunun üzerine sağdan soldan, inceli kalınlı köpek sesleri çoğaldı. çakal safi...

Ödevi indir - Benzer ödevler
 256,8 Kb / 67 sayfa

vaclav havel
Þeytan çelmesÝ
buruk ezgÝ
bÝldÝrÝm
görüÞme
kutlama
çaÐrı
ıı. edward bond
bıngo
kuzeye gÝden Ýnce yol
lear
ııı. türk tÝyatrosunda aydın sorunu
üzerÝne deÐÝnmeler
sonuç
kaynakça

Ödevi indir - Benzer ödevler
 146,2 Kb / 50 sayfa

on yaşımı doldurmuştum, olağanüstü armağanlar aldığım doğum günümden üç gün sonra 12 ağustos 18 ** sabahı saat yedide karl ivanoviç kalın kâğıttan yapılmış bir değneğe çakılmış sineklikle baş ucumdaki sineğe vururken beni uyandırdı. bunu o kadar beceriksizce yapmıştı ki, meşe karyolamın önünde asılı duran, adını taşıdığım azizin resmine çarpmış, öldürülen sinek de üstüme düşmüştü. yorgandan başımı çıkardım, sallanan resmi elimle durdurdum, sineği yere attım, uykulu olmakla birlikte öfkeli bir bakışla karl ivanoviç'i süzdüm. o ise, sırtında alacaklı pamuk sabahlığı, belinde aynı kumaştan bir kuşak, başında püsküllü, kırmızı örgülü takkesi, ayağında keçi derisinden yumuşak çizmeleriyle duvar boyunca gezinmeyi, nişan alıp sinekliği sağa sola indirmeyi sürdürüyordu.

''diyelim ki, ben küçüğüm, fakat o niçin beni rahatsız ediyor? niçin volodya'nın yatağının yanındaki sinekleri öldürmüyor? orada ne kadar var, baksa ya! evet, volodya benden büyük, bense herkesten küçüğüm, herhalde bunun için bana işkence ediyor. onun yaşamda bir tek düşüncesi var, o da ne yapıp yapıp beni üzmek'' diye kendi kendime söyleniyordum. beni uyandırdığını, korkuttuğunu pekâlâ görüyor ama farkına varmamış gibi davranıyor... ne çekilmez adam! sabahlığı da, takkesi de, püskülü de kendisi gibi çekilmez.

karl ivanoviç'e öfkemden kendi kendime söylenirken, o karyolasına yaklaştı, orada boncuktan yapılmış bir pabuç içinde asılı duran saate göz attıktan sonra sinekliği çiviye astı. çok neşeli görünen bir ruh durumu içinde bize dönerek, hoş bir alman edasıyla:

- auf, kinder, auf!.. s'ist zeit. die mutter ist schon im saal (1) diye seslendikten sonra bana yaklaştı ve ayak ucuma oturarak, tabakasını çıkardı. ben uyuyormuş gibi davrandım. karl ivanoviç önce enfiyesini çekti, burnunu sildi, parmaklarını...

Ödevi indir - Benzer ödevler
 65,0 Kb / 28 sayfa

bir sabah tedirgin düşlerden uyanan gregor samsa, devcileyin bir böceğe dönüşmüş buldu kendini. bir zırh gibi sertleşmiş sırtının üzerinde yatıyor, başını biraz kaldırınca yay biçiminde katı bölmelere ayrılıp bir kümbet yapmış kahverengi karnını görüyordu; bu karnın tepesinde yorgan, her an kayıp tümüyle yere düşmeye hazır, ancak zar zor tutunabilmekteydi. vücudunun kalan bölümüne oranla acınacak kadar cılız bir sürü bacakçık, ne yapacaklarını şaşırmış, gözlerinin önünde aralıksız çakıp sönüyordu.

«bana da ne oldu böyle?» diye düşündü gregor samsa. hayır! düş falan değildi. odası, biraz fazla küçük olmakla beraber tastamam bir insan odasıydı ve enikonu aşinası bulunduğu dört duvar arasında sessiz sakin duruyordu. ambalajlarından çıkarılmış kumaş örneklerinden bir koleksiyonun yayıldığı masanın üzerine - samsa bir firmanın pazarlamacılığını yapıyordu - kısa süre önce resimli bir dergiden kesip altın yaldızlı şirin bir çerçeveye geçirdiği bir resim asılmıştı. başında kürk şapka, boynunda yılan biçimindeki uzun kürk atkıyla dimdik oturmuş bir kadın, kollarının dirsekten aşağı bölümlerinin içinde kaybolduğu ağır bir manşonu yukarı kaldırarak seyircilere doğru uzatmıştı resimde.

gregor'un gözü pencereye kaydı; havanın kapalı olduğunu anlayınca - çinko denizlik üzerine düşen yağmur tanelerinin tıpırtısı işitiliyordu - enikonu bir hüzün çöktü içine. en iyisi biraz daha uyuyup bütün bu sersemce düşünceleri unutmak, diye geçirdi içinden. ancak, hiç de gerçekleşecek gibi değildi bu; çünkü sağına yatmaya alışmıştı, oysa şimdiki durumunda sağ tarafına bir türlü dönemiyordu. istediği kadar güçlü bir hamleyle kendini o tarafa atsın, her defasında sallanıp sallanıp yine arka üstü düşüyordu. belki yüz kez denedi, havada debelenen bacaklarını görmemek için gözlerini yumdu;...

Ödevi indir - Benzer ödevler

konuşmak zorunda bırakıldım, çünkü bilim adamları ne-dendir bilmem, benim önerilerimi dinlemeyi reddettiler. güney kutbu'nun planlanan -kapsamlı fosil avcılığım, tarihî buz örtüsünün toptan delinmesini ve eritilmesini içeren- keşfine karşı çıkışımın nedenlerini kendi isteğim dışında anlatıyorum. ve bunu yaparken daha bir gönülsüzüm, çünkü uyarılarım boşuna olabilir.
anlatmam gereken gerçeklerden kaçınılmaz olarak kuşku duyulacak; yine de eğer mantıksız ve inanılmaz gözüken şeyleri çıkaracak olsaydım, geriye hiçbir şey kalmazdı. su ana dek gizlenmiş olan karadan ve havadan çekilmiş fotoğraflar beni destekler niteliktedir, çünkü kahrolasıca derecede canlı ve netler. buna karşın, ustaca yapılmış sahtekârlığın ulaşabileceği boyutlar dikkate alınınca, onlardan da şüphe edilecektir. mürekkeple yapılan çizimler, basbayağı düzmece oldukları gerekçesiyle alaya alınacaklar, bununla birlikte sanat uzmanlarının...

....
........

Ödevi indir - Benzer ödevler
 245,9 Kb / 166 sayfa

en çok korktuğum şeyin korku olması bundandır. bütün belalardan
daha belalı bir yanı vardır korkunun... savaşın bir döneminde bir hayli
hırpalanmış, yara bere içinde kalmış askerleri ertesi gün yeniden
düşmanın üstüne yürütebilir, ama içlerine korku düşmüş askerleri
önlerine bile baktıramazsınız. mallarını yitirmek, sürülmek, köle
olmak korkusuna kapılanlar, yemelerinden, içmelerinden,
uykularından olup sürekli bir telaş içinde yaşarlar.

oysa yoksullar, haydutlar, köleler çoğu zaman daha keyifli yaşarlar.
korkudan kendilerini asan, boğulan, uçurumlara atlayan nice insanlar
da gösteriyor ki bize korku ölümden daha amansız, daha dayanılmaz
bir beladır.

eski yunanlıların bildiği bir başka çeşit korku varmış; bizim
aklımızın şaşkınlığı dışında bir dürtüden gelirmiş. toptan bir halkın,
orduların kapıldığı olurmuş bu korkuya. kartaca'nın altını üstüne
getiren böylesi bir korku olmuş. bağrışıp çağrışmalar gökleri tutmuş;
bir baskın varmış gibi millet sokaklara dökülmüş, düşmana saldırır
gibi birbirlerini yaralamış öldürmüşler. kargaşaya, şamataya
boğulmuş bütün kartaca: sonunda dualar, kurbanlarla tanrıların
öfkesini yatıştırmışlar da öyle kurtulmuşlar bu beladan. pan tanrının
saldığı korku anlamına panik diyorlar buna. (kitap 1, bölüm 19)

Ödevi indir - Benzer ödevler

emre kongar,

içindekiler

önsöz

ikinci basım için önsöz

birinci kitap

bir devrimin nesnel kosulları ve türk devrimi

ı) giris

ı- kavram ve terminoloji sorunu

1-ihtilal

2-inkilap

3-devrim

ıı- model sorunu

ııı- azgelismis ülkelerin yarattığı sorunlar

ıv- devrim modellerini sınıflama sorunu

ıı) evrensel modeller ve türk devrimi

ı- ileri teknolojiye sahip ülkeler için gelistirilmis modeller

1- endüstri devriminin özellikleri

2- pozitivist model ve türk devrimi

3- sınıfsal devrim modeli ve türk devrimi

ıı- geri teknolojiye sahip ülkeler için gelistirilmis devrim modelleri

1- teknolojik bakımdan geri ülkelerin özellikleri

2- merkez-çevre kuramına dayalı karşı-emperyalist devrim modeli ve türk
devrimi

ııı) bir devrimin genel kosulları

ı- devrime yol açan nesnel kosullar

1- devrime yol açan ekonomik koşullar

2- devrime yol açan toplumsal koşuılar

3- devrime yol açan siyasal koşullar

ıı- bir devrim için gerekli olan öznel kosullar

1- liderlik

2- örgüt

3- ideoloji

4- öznel koşullar arasındaki ilişki

ııı- nesnel kosullar ile öznel kosullararasındaki iliski

ıv- devrim açısından siyasal iktidar ve ordu

v- nesnel kosullar açısından türk devrimi

1- ekonomik koşullar

2- toplumsal koşullar

3- siyasal koşullar

4- sonuç

ikinci kitap

bir devrimin öznel kosulları ve türk devrimi

1) liderlik

ı- liderlik konusunda toplumbilimsel yaklasımlar

ıı- karizmatik lider olarak mustafa kemal atatürk'ün özellikleri

ııı- atatürk'ün kendi karizması karsısındaki tutumu

1- hazırlık aşaması

2- karizmasını yaratmaya yardım ediyor

3- karizmasını ulusa mal etmesi

ıv- atatürk'ün liderliğinin sosyal psikoloji açısından değerlendirilmesi

1- liderliğin kaynağına ilişkin görüşler

2- atatürk'ün liderlik kaynaklarına göre değerlendirilmesi

3- liderlik türleri

v- atatürk'ün bireysel liderlik niteliklerine göre değerlendirilmesi

1- grup liderliği ilkeleri ve atatürk

2- grup dinamiği çözümlemelerinin katkıları ve sınırlılıkları

ıı) örgüt

ı- birinci dönem: --vatan ve hürriyet--

ıı- ikinci dönem: --ittihat ve terakki--

ııı- üçüncü dönem: --redd-i ilhak ve müdafaa-i hukuk cemiyetleri--

ıv- dördüncü dönem: --türkiye büyük millet meclisi--

v- besinci dönem: --parti dönemi-devrimin yaygınlastırılması--

ııı) ideoloji

ı- ideolojinin islevi

ıı- mustafa kemal atatürk'ün ideolojisi

ııı- altı ok'un anlamı

1. laiklik

2. cumhuriyetçilik

3. halkçılık

4. milliyetçilik

5. devletçilik

6. devrimcilik

ıv- kemalist ideoloji

üçüncü kitap

türk devriminden bir devrim modeline (türk devriminin değerlendirilmesi)

ı- modernlesme kuramı ve türk devrimi

ıı- gerici ve ilerici tepkilerin mekanizması

ııı- ideolojik dönemler

ıv- tepki biçimlenmesi asaması ve türk devrimi

v- iktidarı ele geçirme asaması ve türk devrimi

vı- uygulama asaması ve türk devrimi

vıı- kurumsallasma asaması ve türk devrimi

vııı- birbirini izleyen ideolojik dönemler

ıx- türk devriminin değisme dönemi

kaynakça

Ödevi indir - Benzer ödevler
 380,3 Kb / 228 sayfa

cengiz aytmatov,

gündüz hava, dağların güneşe dönük yamaçlarında, bir çocuk nefesi kadar
yumuşak ve güzeldi. ama bu hali pek kısa sürdü. önce, ancak hissedilebilen bir
yavaşlıkla değişmeye başladı. sonra, buzullardan bir rüzgar esti. acelesi olan
alaca karanlık, yaklaşan gecenin soğuk, gri-mor rengini de ardından
sürükleyerek, sessizce vadileri, boğazları kaplayıverdi.

etraf bembeyazdı. ısık-göl'ün kıyılarına kadar inen sıradağlar kalın kar
yığınları altında kaybolmuştu. iki gün önce birden patlak veren ve sonra doğal
güçlerin karşı gelinmez iradesiyle, büyük bir yangın gibi bir anda ortalığı kasıp
kavuran bir fırtına getirmişti bu kar yığınlarını. dağlar, gökyüzü ve bütün dünya,
yitip gitmişti o müthiş fırtınanın karanlığında. sonra fırtına dinmiş, her şey
susmuş ve hava açılmıştı. ölüler ve dirilerle ilgisini kesen dağlar, şimdi, donup
kalmış bir sessizlik içinde ve ağır kar boyundurukları altında hareketsiz idiler.
yalnız, büyük bir helikopterin sürüp giden ve inalla yaklaşan gürültüsü
bozuyordu sessizliği. helikopter, günün bu ilerleyen saatinde, uzun-çatı
kanyonundan, ala-mengü dağının rüzgarlı yüksek yamaçlarında saçaklanan
bulutlarla puslanmış soğuk vadisine doğru uçuyordu. her geçen dakika daha da
yaklaşarak, homurtusunu arttırarak havayı şişiriyor, sonunda bütün gökyüzünü
dolduruyor, zorba bir kükreyişle tepelerin, dorukların ve yalnız ses ve ışığın
ulaşabildiği ebedi kar yığınlarının üzerinden geçiyordu. uğultusu, vadilere ve
kayalara çarparak yankılanıyor, büyüyor, karşı gelinmez bir güçle yırtıp
parçalıyordu gökyüzünü. tıpkı deprem öncesindeki gibi korkunç bir olayın
eşiğindeydik sanki...

uğultu en yüksek noktasına ulaştığı bir anda olan oldu: önce helikopterin
geçtiği yerin aşağısında bulunan ve rüzgarın çıplak bıraktığı dik bir yamaçta,
hafif bir göçme görüldü. bazı kayalar ses şoku ile, donmuş parmaklara kan
yürümesi gibi hafifçe kımıldamış ve hemen durmuştu. ama az sonra, bu küçük
sarsıntı, bu oynak arazide daha büyük bazı kayaların kopmalarına, gittikçe artan
bir hızla yamaçlardan yuvarlanmalarına yetmişti. yuvarlanan kayalar tozu
dumana katarak, daha küçük taşları da sürükleyerek iniyorlardı aşağıya. yamaç
mermi yağmuruna tutulmuştu sanki. sarıçalıları, aksöğütleri ezerek, kar
yığınlarını çökerterek inen kayalar, kurtların barındığı büyük bir kovuğun
üzerine gelip çarptı. yarı donmuş bir derenin kenarında bulunan bu kovuğun
ağzını, yöreye özgü bitkiler örtüyordu.

inine taş yağan, çığ düşen dişi kurt akbar, kovuğun dibine, karanlık dehlize
doğru kaçtı. yay gibi fırlamış, sonra durup tüylerini kabartmış, dövüşmeye,
meçhul düşmanının üzerine atılmaya hazır bir durum almıştı. karanlıkta ışıltısı
artan gözlerinde vahşi şimşekler çakıyordu.

akbar'ın korkusu boşuna idi. helikopter ancak, kaçılacak ve saklanacak yeri
olmayan düz ovada tehlikeli olabilirdi. düz ovada onun peşini bırakmaz, yetişir,
vınlaması ile onu sersemletir, iyice yaklaşınca da mitralyöz ateşine tutardı. bu
durumda sinecek bir kuytu, sığınacak bir köşe bulamaz, postunu kurtaramazdı.
çünkü, kaçan bir yaratığın ayakları altında yer yarılmaz ve onu saklamazdı.
dağlarda durum başka idi. kaçmak, tehlike geçinceye kadar saklanmak
mümkündü. onun için helikopter korkulacak bir şey olamazdı. aslında
dağlar helikopter için de tehlikeliydi. ama korkunun mantığı yoktur; hele
bu, daha önce yaşanmış bir korku ise.

helikopterin sesi yaklaşınca dişi kurt inlemeye başladı. bir top gibi büzülerek
başını ayakları arasına aldı. sonra sinirleri iyice gevşedi, acı acı uludu, uludu...
çaresizdi. amansız, kör bir korkuya kapılmıştı. dişlerini hiddetle, aynı zamanda
umutsuzca gıcırdatarak kovuğun kapısına doğru süründü. o haliyle, kovuğun
üzerinde homurdanıp duran ve kayaları bile söküp yuvarlayan madeni canavarı
korkutup kaçırmak ister gibiydi.

akbar gebe olduğu için eşi taşçaynar daha çok dışarıda dolaşıyordu. o sırada...
....
.....

Ödevi indir - Benzer ödevler
 208,6 Kb / 170 sayfa

içindekiler

duvar

erostrate

özel yaşam

bir yöneticinin çocukluğu

oda

Ödevi indir - Benzer ödevler

''alice'' dünya edebiyatında başlı başına bir tür oluşturuyor. ilkin oxfordlu matematik profesörü charles dodgson'un, bir sandal gezintisi sırasında üç küçük kıza anlattığı masaldan fazla bir şey değilken, 1865 yılında kitap olarak çıkmasıyla ününün dünyayı tutması, hemen birçok dile çevrilmesi bir oldu. hatta kraliçe victoria bile bu kitaptan o kadar hoşlanmış ki, yazardan, başka yapıtı çıkarsa hemen kendisine göndermesini istemiş. bu isteği üzerine gönderilen kitaba epeyce şaşmış olacak; çünkü charles dodgson'un bundan sonra çıkan kitabı ''determinantlar üzerine bir deneme'' oldu! gerçi ağırbaşlı profesörün kendi alanında yazılmış böyle daha birçok bilimsel yapıtı vardır; fakat ününü onlara değil, lewis carroll takma adıyla yayınladığı ''alice harikalar ülkesinde'', ''aynanın içi, alice orada neler gördü'' gibi şaheser saçmalarına borçludur.
garip görünebilirse de ''alice'' ile başlayan bu tür yapıtlar hem edebiyat tarihine giriyor, hem "nonsense" (saçma) diye nitelendiriliyor. lewis carroll'dan bir süre önce, lear adında bir ressam da, yine tanıdık çocukları için yaptığı gülünç resimler ve bu resimlere uygun düşen beş altı dizelik saçma şiirlerle pek beğenilmişti. lewis carroll da yapıtını kız çocuklarına, özellikle alice adlı küçüğe olan sevgisinden yaratmış; yaratırken de onları hoşnut etmekten başka bir şey düşünmemiştir. bu noktayı, yapıtta gizli bir felsefe bulmak merakına kapılmamak için, her zaman anımsamalıdır. akla ne eserse onu gerçekleşir göstermek, tam bir amaçsızlık ve tam bir hayal özgürlüğü, bu kitabı ingiliz edebiyatında çocukların baş kitabı yapıvermiştir.
bununla birlikte ''alice'' pek çoğumuzun unutulmaya mahkûm ve bunu hak eden saçmalarından da değildir. onu, iyi matematik bilen, mantığı da çok seven bir bilim adamı yazmıştır. içindeki saçmaların birçoğu, günlük davranış ya da sözlerimiz aşırı bir mantıkla sorguya çekilince ne durum alıyor, onu gösteriyor. ama yapıt yalnızca mantık da değil. onda, ruhbilim ve ruhçözümü birer bilim olarak benimsenmeden önce, bilinçaltı dünyasını ve düşler evrenini -bütün birbirini tutmaz yanlarıyla- sonsuzlaştıran bir düşlemgücü de kendini gösteriyor. kitabın, küçükler kadar büyüklere de kendini sevdirmesi bu özelliklerinden olsa gerektir.

Ödevi indir - Benzer ödevler


« Önceki sayfa    -     Sonraki sayfa »


Sayfalar

1 2 3 4 5 6 7 8 9
web tasarım web yazılım