Hoşgeldiniz, henüz üye olmamışsınız. Tıklayın, üye olun
.
ÜYE GİRİŞİ
e-mail adresiniz:
şifreniz:
Hukuk ödevleri : Sayfa 31

şe law must be applied in all cases which come wişin şe letter or şe spirit of any of its provisions.where no provision is applicable,şe judge shall decide according to customary law and, in default şereof,according to şe rules which he would lay down if he himself head to act as a legislator

Ödevi indir - Benzer ödevler
 10,6 Kb / 4 sayfa

miras hukuku, bir gerçek kişinin ölmesi veya gaipliğine karar verilmiş olması halinde, para ile ölçülebilen bütün hak ve borçlarının yani malvarlığının mukadderatını düzenleyen hukuk kurallarından ibarettir.
mirasçı, ölmüş veya gaipliğine karar verilmiş bir kimsenin mirasının (terekesinin) intikal ettiği gerçek veya tüzel kişidir.
muris, ölümüyle birlikte malvarlığı mirasçı dediğimiz kişilere geçen kimsedir. malvarlığının miras yoluyla intikali ancak gerçek kişilerde söz konusu olabilir.
kişinin sağlığında elde ettiği hak ve borçlardan oluşan malvarlığı ölümünde tereke adını alır. kanunı mırasçılık, mahfuz hısse (saklı pay), kan hısımlığı mirasçılığı, sağ kalan eşin mirasçılığı, evlatlığın mirasçılığı, devletin mirasçılığı, -ıradı (mansup) mırasçılık, mırasın ıntıkalı (geçışı), miras ehliyeti, mırasın kazanılması, külli halefiyet ilkesi (tamamıyla intikal ilkesi), cüzi halefiyet ilkesi, ıştirak halinde mülkiyet ilkesi,

Ödevi indir - Benzer ödevler
 33,5 Kb / 4 sayfa

modernlik tasarisi,onsekizinci yüzyilda yasayan aydinlanma filozoflarinin nesnel bir bilim,evrensel bir ahlak,evrensel bir yasa,özerk bir sanat gelistirme amaci güden çalismalariyla biçimlendirilmistir. condorcet gibi kimi filozoflar, bu özellesmis kültür birikimini gündelik yasami zenginlestirmek adina kullanmak istemislerdir. sanatlarin ve bilimlerin yalnizca doga güçlerinin denetim altina alinmasina degil; ayni zamanda bütün olarak dünyanin, ben’in, ahlaksal ilerlemenin ve hatta insan mutlulugunun anlasilmasina da önayak olacagini ummuslardir.ne var ki;tüm olup bitenler aydinlanmanin ümit ve ideallerinin tersi bir yönde gelismistir (sarup,1997).
surasi çok açiktir ki; modernlige bir tepki olarak gelisen postmodernizm, modernligin basarisizliklarin üzerine kurulan elestirilerden temel almaktadir. postmodernizmin modern düsünceye yönelttigi en temel elestiri modernligin akil ve rasyonalite üzerine olan vurgusudur. modern bilim, epistemoloji ve metodolojinin çogu versiyonu akla ve rasyonaliteye büyük güven duyar. oysa sadece toplumbilimlerinde degil, toplumun her yaninda bu güven asiniyor gibi görünmektedir. postmodernizm bu genis asinma duygusunun bir ifadesi olarak görülebilir. akla yönelik postmodern elestirinin bir çok güdüsü vardir:ılk olarak,modern akil evrenselligi,birlik ve bütünlügü, ayni kurallarin her yerde geçerli oldugu görüsünü gerektirir. postmodernizm ise aksine her durumun farkli oldugunu ve özel bir biçimde anlasilmasi gerektigini ileri sürer. her biri kendine ait bir mantiga sahip oldugu için bütün paradigmalarin esit oldugu(birbirlerine göre hiyerarsik bir üstünlükleri olmamasi anlaminda) postmodern bir dünyada evrensel akla yer yoktur.ıkinci olarak, akil aydinlanmanin, modern bilimin ve bati’nin bir ürünüdür. modern bilim gibi, akil da tahakküm edici ve baskici ve totaliter bir sey olarak görülür. son olarak akil ve rasyonalite, postmodernizmin duyguya, içebakis ve sezgiye, özerklige, yaraticiliga, hayal gücüne ve fantaziye duydugu güvenle bagdasmamaktadir (rosenau,1998).
bu çalismanin amaci modernizm ve postmodernizm arasindaki iliski/geçis ve süreklilikleri arastirmaktir. diger bir ifadeyle postmodern ve modern olanin hangi yollarla birbirine baglanip ,birbirinden ayrilabilecegini irdelemektir. bu amaçla, postmodern teoriyle ilgili yazinda siklikla referans alinan lyotard, harvey, baudrillard ve giddens’in düsünceleri incelenecektir.

Ödevi indir - Benzer ödevler
 3,3 Kb / 2 sayfa

nisanlanma
nisanlanma aile hukuku nitelikli bagimsiz bir sozlesmedir.
bunda karsililik ilkesi gecerlidir.
-tam ehliyetliler ozgur iradeleriyle
-sinirli ehliyetliler tek baslarina
-sinirli ehliyetsizler temsilcilerinden onay alarak nisanlanabilir.izin almadan nisanlanmissa bile bu nisanlilik karsi tarafi baglar.sure icinde onay verilmezse artik karsi tarafi da baglamaz.bu durumdan dogan zarari sinirli ehliyetsiz oder.anababanin birlikte onayi ve yasal temsilcinin hakkini kotuye kullanmamasi sarttir.
-tam ehliyetsizler hicbir zaman nisanlanamaz.kanuni temsilcileri de onlarin adina bunu gerceklestiremez.
nisanlanma engelinin bulunmasi
taraflarin iradesi aldatilarak,korkutularak,yaniltilarak bozulmus olmamalidir.olursa nisanlanmanin hakli sebeple bozulmasi soz konusu olur.

Ödevi indir - Benzer ödevler

teokratik bir yapıya sahip olan osmanlı devleti’nde, devletin ve toplumun yönetimi islam hukukuna göre düzenlenmiştir(şeriat düzeni). bu düzende müslüman halk şeriat kurallarına göre yönetilirken, yabancı ve azınlıklar ise kapitülasyonlar nedeniyle kendi hukuk kurallarını uyguluyorlardı. dolayısıyle osmanlı devleti’nde hukuk birliği yoktu.

ıı. mahmut ve tanzimat dönemlerinde islam hukukunun dışında kalan alanlara yeniden el atmak, hiç olmazsa o konularda laik ve akılcı düzenlemelere gitmek istenildi. ama hukukun en önemli bölümleri dine dayalı olduğu için onlara dokunulamıyordu. bu durumu ile osmanlı hukukunun tc hukukuna göre aksak yanları şöyle sıralanabilir:

kadınlara tanınan haklar çok sınırlı idi. kadınlar erkeklerle eşit haklara sahip değillerdi. yönetime katılamazlardı. ufak tefek bazı işler dışında istedikleri mesleğe giremezlerdi. aile yaşamında erkeklerle aralarında eşitlik yoktu. bir erkek dört kadınla evlenebilir, dilediği kadar da cariye tutabilirdi. boşanma hakkı erkeğe tanınmıştı. kız çocuklar erkeklere göre daha az miras alırlardı. mahkemelerde iki kadın, bir erkek tanık yerine geçerdi. oysa ki günümüzde bu durum tamamiyle değişmiş, kadın ile erkek eşit duruma gelmiştir. kadınlar siyasete katılabilir, aile hayatında kadın ile erkek eşit sayılmaktadır. kadınlar istedikleri mesleği yapabilmektedir.

Ödevi indir - Benzer ödevler

teokratik bir yapıya sahip olan osmanlı devleti’nde, devletin ve toplumun yönetimi islam hukukuna göre düzenlenmiştir(şeriat düzeni). bu düzende müslüman halk şeriat kurallarına göre yönetilirken, yabancı ve azınlıklar ise kapitülasyonlar nedeniyle kendi hukuk kurallarını uyguluyorlardı. dolayısıyle osmanlı devleti’nde hukuk birliği yoktu.

ıı. mahmut ve tanzimat dönemlerinde islam hukukunun dışında kalan alanlara yeniden el atmak, hiç olmazsa o konularda laik ve akılcı düzenlemelere gitmek istenildi. ama hukukun en önemli bölümleri dine dayalı olduğu için onlara dokunulamıyordu. bu durumu ile osmanlı hukukunun tc hukukuna göre aksak yanları şöyle sıralanabilir:

Ödevi indir - Benzer ödevler
 78,5 Kb / 2 sayfa

“mutlak iyi” yi hedefleyen din kuralları, “toplumsal yarar” ilkesinden kaynaklanmış olan örf ve adet kuralları, “iyi” fikrinin gerçekleşmesine çalışan ahlâk kuralları ve “adalet”’i gerçekleştirmeye çalışan hukuk kuraları toplumsal yaşamı düzenleyen kurallara örnek olarak sayılabilirler. bu kurallar topluluğu, bütün içinde düşünülmesi gereken büyük bir yapının parçalarını oluşturmaktadırlar. bazen, iç içe geçmekte, bazen biri diğerine üstünlük sağlamakta ve bazen de taban tabana zıtlıklar içermektedirler.

örf ve adetler kültürü oluşturur. insan aleminin baştan sona toplumsallığını bilimsellik ışığında ve şahsiyeti çizgisinde götürecek kesinleşmiş örf ve adetlere kültür deriz.

örf

örfler, çoğu zaman toplumun katı beklentileri olarak nitelenen birtakım örnek tutum ve davranışlardır. örfler, aynı zamanda toplumu, herhangi bir değer sisteminin bünyesini oluşturan temel taşlarını da temsil ederler. bu değerler sistemi, toplumsal yapının durumuna göre giderek özel bir hukuk sistemine göre ya da o sistemdeki bir yasa maddesine de gerekçe olur.
örflerin bireyle birey, bireyle aile, bireyle komşular ve akrabalar, bireyle halk ve ulus arasındaki ilişkileri, davranışları, tutum ve tavırları düzenleyen ve belirleyen işlevleri vardır. öte yandan cins, yaş, sınıf ve mesleklere göre belirlenmiş çeşitli örfler bunlar arasında bağlantıyı koruma, kollama, pekiştirme ve denetleme işlevleriyle de yüklüdürler. örflere karşı çıkma kimi toplumlarda yasaya karşı çıkmayla bir tutulur; hatta zaman zaman yasaların da üstünde tutulur.

Ödevi indir - Benzer ödevler
 121,0 Kb / 7 sayfa

günümüz rekabet koşullarının üstün performansı gerekli kılması, kişileri zamanı iyi kullanmak zorunda bırakmaktadır. bundan uzun yıllar önce olduğu gibi, yaşam güneşe göre ayarlanan etkinliklerle sürüp gitmemekte, tam tersine her türlü aktivite başta bağlılığı gerekli kılmaktadır. artık insanlar zamanı kovalar hale gelmişlerdir.

güneş saati, kum saati, derken dijital saatler zamanın süratle akıp gittiğini, geri dönüşün olmadığını en iyi biçimde kanıtlarken çevremizi kuşatan şeylerin aşınması ise geçen zamanın en somut göstergesidir. iletişim teknolojisinin sunduğu olanaklar, bilgisayar, fast food ile değişen beslenme alışkanlığı, ulaşımda sürat ama giderek yetmeyişinden yakınılan zaman.

gerçekten, son yıllarda gelişmiş ülkelerin yoğun tempolu insanları her şeyden daha çok zamansızlıktan yakınmaktadır.

globalleşme süreci içinde bulunmak, hız ve hizmet üstünlüğü ile rekabette varlığını devam ettirmek isteyen tüm işletmelerin, kalite, maliyet ve zaman terimi üçlüsünün hepsinde rekabet üstünlüğünü sağlaması şarttır

Ödevi indir - Benzer ödevler
 43,5 Kb / 5 sayfa

rekabet hukuku’nun başlangıcı, amerika birleşik devletleri’nde schermann act’ın yürürlüğe girdiği 1890 yılıdır. her türlü iktisadi faaliyetin itici gücü olan rekabetin ve her türlü beşeri faaliyetin düzenleyicisi olan hukukun insanlık tarihinde ne kadar eski olduğu dikkate alındığında, rekabet hukuku’nun ve onun uygulayıcısı olan rekabet otoriteleri’nin ne kadar yeni ve modern çağın ürünü oldukları açıkça görülecektir.
1890 yılındaki bu ilk kanundan sonra avrupa’da rekabet hukukunun filizlenmesi ikinci dünya savaşı ertesinde almanya’da gerçekleşmiştir. bunu sırasıyla japon kartel kanunu ve avrupa topluluğu rekabet kuralları takip etmiştir.
liberal iktisadi sistemin sınırları 1980’li yıllardan itibaren daha da genişlemeye başlamış ve bu gün globalleşme olarak adlandırdığımız sisteme ulaşılmıştır. global çağda, firmaların ulusal kimlikleri giderek önem kaybetmiş, bunun yerine uluslararası standartlarda mal ve hizmet üretmek ve uluslararası kurallar dahilinde davranmak önem kazanmaya başlamıştır. günümüz rekabet otoritelerinin oynadıkları rol, global çağın trafiğinin adil bir biçimde akışını sağlamak ve yarışalabilir bir zeminin oluşmasını sağlamaktır.
bir ülkede rekabet otoritesinin varlığı o ekonominin kendi kendine oluşturabileceği varsayılan serbest rekabet ortamının; piyasa dinamiklerini dışarıda bırakarak kamu otoritesi eli ile yaratılacağı düşüncesini çağrıştırabilir. ancak bu çağrışımın piyasa dinamiklerinin içsel dinamiğine kamu müdahalesi olacağı iması doğru değildir. tüm iktisadi çevreler tarafından mutabık kalınması gereken ilke, daha etkin ve daha serbest piyasaların ancak daha çok kuralla olanaklı olduğu ilkesidir. tıpkı toplumsal özgürlüklerin yasalarla güvence altına alındığı gibi, ekonomik özgürlüklerin ve etkin rekabetçi ekonominin güvenceye alıması için de rekabetin korunması hakkında kanun ve geniş anlamda rekabet hukukuna ihtiyaç vardır.

  • türk rekabet hukuku avrupa birliği
  • avrupa topluluğu rekabet hukuku'nun esasları
  • Ödevi indir - Benzer ödevler
     184,0 Kb / 22 sayfa

    bir seçim sisteminden beklenen, her şeyden önce, belirli bir süre için ülkeyi hangi partinin yöneteceğini, hükümeti hangi partinin kuracağını, hangi partinin iktidar olacağını belirlemekir. bu, bir seçim sistemini bir kamuoyu yoklamasından ayıran önemli bir farktır. seçim sisteminin bu işlevine "fayda ilkesi" denir. konuya bir hükümetin ülkeyi istikrar içinde yönetme olanağına sahip olması açısından bakıldığında "istikrar ilkesi" veya "yönetilebilirlik ilkesi" de denilebilir. ancak bu, ülkede taraftar bulan başka siyasal akımların parlamentoya yansıması demek değildir henüz. oysa buna da olanak vermek, olabildiğince bunu da gerçekleştirmek zorunluğu vardır. işte burada seçim isteminin ikinci bir işlevi ortaya çıkar: bu, temsilde adaleti sağlamaktır. seçim sisteminin bu işlevine "adalet ilkesi" denir.
    böylece iyi bir seçim sisteminin fayda ya da istikrar ve adalet ilkelerini her ülkenin kendi koşullarına uygun bir denge içinde bir araya getirmesi beklenir. aslında zıt yönlerde işleyen bu iki ilke, değişik seçim sistemlerinde değişik ölçülerde bir araya getirilmiştir. eğer bu iki ilkeden birini ön plana çıkaracak olursanız, diğeri arka plana itilmiş olur. örneğin istikrar ilkesini ön planda tutarsanız, adalet ilkesi arka planda kalır. eğer adalet ilkesine önem verirseniz, yani bütün partilerin, bütün siyasal görüşlerin parlamentoda veya ilgili meclislerde temsiline önem verirseniz, o zaman istikrar arka planda kalabilir.

  • demokrasi ve seçim
  • seçim sisteminin temel unsurları
  • Ödevi indir - Benzer ödevler


    « Önceki sayfa    -     Sonraki sayfa »


    Sayfalar

    web tasarım web yazılım