|
Hoşgeldiniz, henüz üye olmamışsınız. Tıklayın, üye olun
.
| |
|
| |
| |
| |
| |
Arkeoloji - Jeoloji ödevleri : Sayfa 13
 69,8 Kb / 15 sayfa
 109,0 Kb / 12 sayfa
arkhaio: eski (yunanca) logos: bilim (yunanca)
arkeloji kelimesi bu iki kelimenin birleşiminden oluşmuştur. yani kelime manası ile eskinin bilimidir. arkeolog terimi m.s.'nin ilk yüzyıllarına kadar yunanistan'da sahnede dramatik mimiklerle eski efsanleri canlandıran aktörler için kullanılıyordu. bugünkü anlamını ise 17. yüzyılda yaşamış bir doktor ve lyons antikaları uzamanı olan jacques spon tarafından kazandırılmıştır.
b.kavram olarak arkeoloji: geçmişte yaşayan insanların elinden çıkan, yarattığı her türlü eseri keşfeden, bilimsel yöntemlerle ortaya çıkaran, inceleyen bilim dalı. tarihteki eksik noktalar, biinmeyenler yine arkeloji tarafıdan ortaya çıkarılır. arkeoloji birçok bilimle işbirliği içinde çalışmaktadır. bunların başında tarih ve sanat tarihi gelir. bunlar dışında da jeomorfoloji, kronoloji, staitigrafi , antropoloji, botanik ve nümizmatiği sayabiliriz.
arkelojinin tarihi ve önemli kişiliklerinden bazıları arkeolojinin gelişiminde dönüm noktaları arkeolojinin halkbilimi ile ilişkisi yorum ve arkeolojinin halkbilimine katkısı
Ödevi indir - Benzer ödevler
 64,5 Kb / 13 sayfa
arkeometri sir christopher hawkes tarafından, yayımına 1958’de başlanan history of art at oxford ve arkeoloji araştırma laboratuarı bülteninin ismi olarak bulunmuş bir kelimedir.
arkeometri kelimesi arkeoloji ve metric (grekçe meitron kelimesinden “ölçme işlemi” bir ölçüm) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir ve arkeolojik buluntuların değerlendirilmesinde kullanılan ölçüm veya sistemler anlamına gelmektedir. bu kelimenin ikinci kısmının arkaik olarak gösterilen anlamı arkeologlarla fizik ve tabii bilimciler arasında ortak bir yüzey temin etme konusunda arkeometrinin rolü ile anlam kazanmıştır. çok kısa olarak arkeometri, arkeolojik verilerin fiziksel ve kimyasal metodlarla, matematiksel modelleme, istatistiksel analiz ve bilgi edinme teknikleri ile değerlendirilmesi şeklinde açıklanabilir.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 95,0 Kb / 17 sayfa
arkeometri, arkeolojide çeşitli fen ve doğa bilim dallarının matematiksel ölçüm ve analiz yöntemlerinin uygulanması ve kullanılması olarak tanımlanabilir. bu bilim alanında günümüzde yapılan arkeolojik araştırmaların kültür tarihi açısından, elden geldiğince eksiksiz olarak değerlendirilebilmeleri için, fen ve doğa bilimlerinin çeşitli dallarından birlikte yararlanılır. aslında arkeometrinin başlangıcının 19.yy’ın başlarına kadar geriye gittiği söylenebilir. 1800’de ilk kez m.h. klaproth (1743-1817) berlin bilim akademisinde sikkeler, camlar ve ortaçağ heykelleri üzerinde gerçekleştirdiği bazı kimyasal analizlerin sonuçları hakkında bir bildiri verir. (j.riederer 1982) 19.yy’ın sonlarına doğru ve yüzyılımız başlarında gerek avrupa’da üst paleolitik devir mağara duvar resimlerinin bulunuşu, önasya’da, anadolu’da başlayan ve yoğunluk kazanan arkeolojik kazılarda ele geçen çeşitli buluntular, metal, keramik, cam, duvar resimlerinin boyaları gibi organik malzemeden yapılan araç ve gerecin kimyasal analizleri büyük ölçüde artmaya başlar. troya kazıları, ur kral mezarları’nın keşfi, mısır’da özellikle flinders petrie’nin negade kültürüne ait buluntuları, bu analizlerin daha yoğun bir biçimde yapılmasını sağlar. böylece kalaproth’un analizlerini, f. rathgen, c.h besch, j.r partington, h.h coghlan ve daha birçoklarının araştırmaları izler ve bunlar gitgide daha büyük bir ilgi ile karşılanır.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 283,0 Kb / 26 sayfa
elektrik kesilmesi gibi beklenmeyen durumlar karşısında asansörlerin iki kat arasında kalması sık karşılaşılan sorunlardandır. kapalı bir hacimde kısa sürelide olsa kalmak insanlar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. bu sorunun giderilmesi, asansör mühendislerinin üzerinde uzun zamanlardan beri çalışmakta olduğu konuların başında yer almaktadır. bu çalışmada, kat arasında kalan kabinleri en yakın kata ulaştırmayı ve içinde kapalı kalan yolcuları kurtarmayı hedefleyen sistemler hakkında bilgi verilmiştir. acil durum kurtarması esnasında ihtiyaç duyulacak toplam güç hesaplaması ve seyir mesafesi bir örnekle ele alınmıştır. anahtar sözcükler : asansör, acil kurtarma, şarj edilebilir batarya, kesintisiz güç kaynağı the subject of emergency rescue for passengers trapped between floors in an elevator subsequent to a power failure is one which deserves particular attention. even for short period, the confined space in the car will induce stress levels. elevator engineers have been working on the solution of this problem. ın this study, the systems aim to move the cabin to a suitable landing after a power failure and to rescue the passengers safely are examined. the calculation of total energy needed for this emergency situation and travel distance are given with an example. keywords : elevator, emergency rescue, rechargeable storage battery, uninterruptable power supply.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 235,0 Kb / 33 sayfa
bizans sanatının en büyük eseri olan ayasofya'mn yerinde daha önceki paga-nisma dönemi mabetlerinden birinin bulunduğu sanılır, ilk yapıldığında büyük kilise (megale ekklesia) olarak adlandırılan ayasofya'ya ancak 5. yy'da sadece sopfia denilmeye başlanmıştı. hıristiyan üçlemesinin ikinci unsuru olan kutsal hikmet'e (sofia) adandığından ayia sofia olarak tanınmıştır. fakat bizans halkı buraya uzun süre büyük kilise demeye devam etmiştir. aynı ad fetihten sonra da ayasofya biçimini alarak günümüze kadar yaşamıştır. ayasofya'mn iç süslemesinin ihtişamı, mimari ölçülerinin bir kilise için alışılmamış büyüklükte oluşu ve hepsinin üstünde, orta mekânına hâkim olan kubbenin yüksekliği ve çapının genişliği, daha yapıldığı yıllardan itibaren herkesi şaşırtmış ve hayranlık duymalarına yol açmıştır. hıristiyan dünyası bu cüretli kubbenin yapımını insanüstü güçlere bağlamış ve bu gözlem, dini inanç ile birleşince, ayasofya ortaçağ mistisizminin erişilmez bir sembolü olmuştur. ortodoks inancında insanlar ve dünya üstünde semavi âlemi temsil eden kubbe, burada en yüceleştirilmiş görünümüne kavuştuğundan, bu kubbenin "sanki boşlukta yüzdüğü"ne inanılmış ve böylece, ayasofya adının maddeleşmiş bir belirtisi sayılmıştır. ortaçağ insanının bu görüşü, günümüze kadar insanları aynı güçle etkisi altında bırakabilmiş ve aya-sofya'yı inceleyen çağımızın ilim adamları da çok defa bu görüşlere katılmaktan kendilerini alamamışlardır. imparator ı. constantinus (hd 324-337), hıristiyanlığı yasaklanan bir inanç olmaktan resmen çıkardıktan sonra, imparatorluğun her tarafında büyük kiliseler yapımına başlandı. constantinus'un bu hoşgörüsünden dolayı birçok kilisenin kurucusu olduğu iddia edilmiştir. fakat bu söylentilerin en eskisi 7. yy'-dan daha geriye gitmez. halbuki 380-440 arasında istanbul'da yaşayan, kilise tarihi yazarı sokrates, ayasofya'mn ilk yapısının imparator constantius (hd 337-361) tarafından inşa ettirildiğini bildirir. constantius'un hayatını kaleme alan evsebios (260-339) onun böyle bir kilise yaptırttığından hiç söz etmez. ayasofya'mn ilk açılış töreni, 15 şubat 360'ta yapıldı. bu üstü ahşap çatı ile örtülmüş, uzunluğuna gelişen bir bazilika idi. istanbul patriği loannes krisosto-mos, arkadios'un (hd 395-408) eşi ev-dokia'nın ayasofya önüne gümüş kaplamalı bir heykelinin dikilmesi yüzünden çıkan tartışmada, 20 haziran 404'te iç anadolu'ya sürgün edildiğinde meydana gelen ayaklanmada, ilk ayasofya kısmen yandı. onarım ancak ıı. teodo-sios döneminde (408-450) tamamlandı ve açılış 10 ekim 4l5'te yapıldı. a. m. schneider (1896-1952) tarafından, binanın batı tarafında yapılan kazıda bulunan, üzerlerinde on iki havari'yi temsil eden kuzu kabartmaları olan mermer blokların, bu ikinci ayasofya'mn abidevi ölçüdeki girişinin parçaları oldukları ileri sürülmüştür. bu ayasofya da tahmin edildiğine göre yine ahşap çatılı, bazilika tipinde bir yapı idi.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 76,5 Kb / 12 sayfa
tarihçesi
aydin, bati anadolu bölgemizde tarih ve uygarligin izlerini tasiyan, dünyanin ender yerlerinden biridir. tarihin çesitli evrelerindeki degisik kültür birikimlerinin açik bir müzesidir.
tarihi m.o. 7000 yilina dayanan bu topraklarda yerlesen ilk insanlar kimlerdir? nerelere nasil yerlesmislerdir? bu sorulara açiklik getirecek el yapimi kayitlar elimizde mevcuttur. bu eserlerde m.o. 5000 yilindaki koy kültürü, m.o. 3000 yilinda sehir devletleri kültürüne dönüsmektedir. yeni gelenlerin m.o. 2000 yilindan itibaren devlet kurarak anadolu kültürüne katkida bulunduklarini görüyoruz.
m.ö. 14. ve 12. yy da ege ve dogu akdenizin her yanina dagilan halk topluluklari kavimler halinde ege kiyilarina kadar geldiler. bu göç sonucunda hitit devleti, troia kralligi, miken kolonileri yikilmistir. bu kavimlerden aioller ve ıonlar bati anadolu' da, büyük ve küçük menderes ovalarina yerlestiler ve lidya kralligi bünyesinde 12 kiyi kenti kurdular, site denilen bu kentlerde deniz ticareti gelistirildi. siyaset, sanat, bilim, felsefe, mimarlik, alaninda da sosyo-kültürel etkinlikler yarattilar.
lidya döneminde, tralles kenti, karya, kilikya, ıran ve suriye ve uzak dogudan gelen ticaret mallarinin toplandigi ve ege limanina gönderildigi dagitim merkezi durumundaydi. ayrica büyük menderes vadisinde yetistirilen ürünler milet limanindan yunanistan, roma, misir ve fenike'ye ihraç edilmekteydi. nitekim lidya gerek kendi kaynaklari gerekse topladigi vergilerle olaganüstü gelisti, bölge ekonomisinde önderlik etti. dünyanin ilk parasini darp eden ülke oldu.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 314,8 Kb / 26 sayfa
(tez) aydıncık (içel) yöresinin kuzeybatısında, cehennemdere formasyonunun dibekli üyesiyle temsil edilen liyas karbonatlarına ait pirencik tepe ölçülü stratigrafik kesitinde yedi litofasiyes ayırt edilmiştir. bunlar; 1) dolomit fasiyesi (gel-git üstü ve içi ortamı); 2) algal laminalı kireçtaşları (gel-git içi ortamı); 3) formasyon içi konglomera (hakim olarak gel-git altı ortamı); 4) megalodontlu - orbitopsella'lı mikritik kireçtaşı fasiyesi ( sığ gel-git altı ortamı); 5) gastropodlu mikritik kireçtaşı fasiyesi (korunmalı gel-git altı ortamı); 6) mikritik kireçtaşı fasiyesi (çamurtaşı, gel-git içi ve altı ortamı); 7) oolitli-ıntraklastlı mikritik/sparitik kireçtaşı fasiyesi (tanetaşı / istiftaşı; gel-git içi ve üstü ortamı) dır. pirencik tepe ölçülü stratigrafik kesitinde karbonat kayaçları genel olarak yukarıya doğru hafifçe derinleşen bir istifi karekterize etmektedir. kesitin alt seviyelerinde dolomitler yaygındır, üstte doğru algal laminalı kireçtaşı ve daha sonrada döngü yapısı gösteren kayaçlara geçilmektedir. döngü ...
Ödevi indir - Benzer ödevler
 51,5 Kb / 3 sayfa
ortaçağ sanatı ortaçağ sanatı, hırıstiyanlığın yayıldığı ülkelerde doğmuş ve onun hizmetinde gelişmiş olan dinsel nitelikli bir sanattır. roma imparatorluğu 4.yüzyılda hıristiyan dinini kabulünden sonra ikiye ayrılınca, ortaçağ sanatı da batı ve doğu hıristiyan sanatı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. ortodoks mezhebine bağlı olan doğu hıristiyan sanatı, katolik roma’dan farklı bir yol izlemiş ve “bizans sanatı” olarak adlandırılmıştır. hıristiyanlık, başlangıçta çoktanrılı roma’nın baskısı yüzenden rahat yayılma olanağı bulamamış, ancak resmi din olarak kabul edildikten sonra gelişme gösterebilmiştir. batı roma imparatorluğu topraklarında yaşayan hıristiyan toplulukları 4. yüzyıla kadar inançlarını yayma konusunda özgür değillerdi. ölülerini gömerken gösterişli ayinler yaptıkları, bu yüzden de kovuşturmaya uğradıkları için mezarlıklarını yer altında yapmak zorunda kalmışlardır. uzun ve karmaşık dehlizlerden oluşan bu yeraltı şehirlerine “katakomb” adı verilir. araştırmacılar tarafından uzun süre hıristiyanların gizlice yaşadıkları şehirler sanılan katakombların sonradan yalnızca ölü gömülen ve ibadet edilen yerler oldukları anlaşılmıştır nitekim, katakomblarda duvarlarına mezarlar oyulmuş dar koridorlardan ve girişteki ibadet salonundan başka, yaşamaya elverişli mekanlara rastlanmamıştır.
Ödevi indir - Benzer ödevler
 23,5 Kb / 2 sayfa
ızmir ve çevresinin tarihi cumhuriyet döneminde yapilan kazi çalismalariyla aydinlatilmistir. bayrakli'da ilk kazi çalismalari 1948-1951 yillari arasinda ankara üniversitesi adina prof. dr. ekrem akurgal tarafindan baslatilmis ve araliklarla sürdürülmüstür. bu arkeolojik kazilarin sonucu, ızmir tarihinin m.ö.3000 yillarina kadar dayandigini göstermektedir. bilindigi gibi tunç devrine rastlayan bu çagda, anadolu yaylasinda tarihinin önemli uygarliklarindan olan truva uygarligi egemen dir. bayrakli ilk yerlesiminin de truva uygarligi ile yogun iletisim ve etkiletisim içinde bulundugu, kazilarda ortaya çikan tas temeller üzerinde yükselen tas ve kerpiç ev duvarlarindan anlasilmaktadir. m.ö.2000 yillarinda eski ızmir yerlesiminde ortaya çikan kültür ve uygarlik degisiminin truvalilarin dostu ve müttefiki olan hitit (eti) ımparatorlugunun etkisiyle olustugu, yine kazilarda ortaya çikan bir çok hitit eserlerinden (pitos,ıdol ve çömlekler) anlasilmaktadir. bu dönemde tüm ege'de beliren hitit etkisi, bayrakli kazilarinda ve kemalpasa karabel'de bulunan savasçi kabartmasinda,manisa'da ana tanriça kibele'ye ait kayalara yapilmis röliyeflerde açikça izlenmektedir. efes kentinde ortaya çikan ana tanriça artemis 'in de hitit ana tanriçasi kibele ile birleserek tasvir edildigi belirtilmektedir.
Ödevi indir - Benzer ödevler
|
| |
| |
Bu site iyibiri tarafından yapılmıştır.
|
| | |